F1’de Motor Tedarik Krizine Bulunan Çözüm Yeni Soru İşaretleri Doğurdu

XPB_1396019_HiRes

Formula 1’de motor sıkıştırma oranı testlerinde değişiklik gündemde: Mercedes’in avantajı tehlikede mi?

Formula 1’de motor üreticilerinin güç ünitesi sıkıştırma oranı testlerinde değişiklik yapılmasına yönelik oylamanın sonucu gelecek hafta belli olacak olsa da, bu değişikliğin kabul edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Mercedes’in rakiplerinin, uygulanmasını istedikleri “sıcak test” prosedüründe uzlaşmaya varması ve FIA’nın da sezonun açılış yarışı olan Avustralya Grand Prix’si öncesinde süregelen tartışmaya son vermekten yana tavır almasıyla, gerekli olan ‘süper çoğunluğun’ sağlanması bekleniyor.

Beş üreticiden dördünün aynı noktada buluşması, FIA ve Formula 1 Yönetimi’nin de değişikliğe destek vermesiyle birlikte, Mercedes’in değişiklikleri engelleme şansı kalmıyor.

FIA’nın elektronik oylama sürecini kamuoyuna duyurmasıyla birlikte, atılacak adımlar ve sürecin sonucu büyük ölçüde netleşmiş durumda. Ancak yeni sıcak test prosedürünün rekabet dengesi üzerindeki olası etkileri henüz belirsizliğini koruyor.

Hatta, ortaya çıkan bazı senaryolara göre, bu değişikliklerin Mercedes ve müşteri takımlarının avantajını azaltmak yerine, mevcut üstünlüklerinin korunmasına yol açabileceği de konuşuluyor.

Sezon ikiye mi bölünüyor?

Yeni test prosedürünün 1 Ağustos’tan itibaren geçerli olacak şekilde kabul edilmesi, kısa vadede herhangi bir değişiklik olmayacağı anlamına geliyor.

Mercedes, McLaren, Williams ve Alpine, Avustralya Grand Prix’si ve sezonun Macaristan’a kadar olan ilk 13 yarışında, güç ünitelerinin mevcut sıkıştırma oranı kurallarına tamamen uygun olduğundan emin şekilde mücadele edebilecek.

Mercedes takım patronu Toto Wolff, güç ünitesinin tasarım aşamasında FIA ile sürekli temas halinde olduklarını ve kural yorumlarının yönetim organının görüşleriyle uyumlu olduğundan emin olduklarını defalarca dile getirdi.

Ayrıca, Ekim ayında teknik kurallarda yapılan değişiklikle, 16:1 sıkıştırma oranı kontrollerinin “ortam sıcaklığında” yapılacağı açıkça belirtildiğinden, Mercedes’in yaklaşımının mevcut kurallar açısından herhangi bir FIA engeline takılması beklenmiyor.

Geçtiğimiz Aralık ayında gündeme gelen protesto ihtimalinin de, yeni test prosedürlerinin uygulanmaya başlanacak olması ve rakip takımların asıl önceliğinin netlik kazanmak olduğunu kabul etmeleriyle birlikte, rafa kalktığı görülüyor.

Red Bull takım patronu Laurent Mekies’in Bahreyn’de yaptığı açıklamada, “Kurallar sola da gitse, sağa da gitse bizim için fark etmez. Bizim tek isteğimiz, ne yapabileceğimizin ve ne yapamayacağımızın net olarak belirlenmesi,” sözleriyle bu yaklaşımı özetledi.

Yeni test prosedürlerinin onaylanması, geliştirme takvimi için netlik sağlayacak ve sıkıştırma oranı tartışmasının sezonun başlangıcını gölgelemesinin önüne geçecek.

Uzun vadeli etkiler

Bununla birlikte, sezonun ikinci yarısında test prosedürlerinde sağlanacak netliğin rekabet dengesi üzerinde ne gibi bir etki yaratacağı ise tartışmaya açık.

Mercedes’in yüksek çalışma sıcaklıklarında sıkıştırma oranını kullandığı varsayımıyla, sıcak testte sorun yaşayacağı düşüncesi fazla basit bir yaklaşım olabilir.

FIA, kontrollerin 130°C’de yapılmasını planlıyor; ancak Mercedes’in yaptığı uygulamanın daha yüksek sıcaklıklarda gerçekleşmesi de mümkün.

Eğer durum buysa, yeni sıcak test prosedürü Mercedes’in rekabetçiliği açısından herhangi bir fark yaratmayacak ve hızını azaltma amacı taşırken bu hedefe ulaşamayacak.

Öte yandan, yeni testin avantaj yakalamaya çalışan rakipler için işleri daha da zorlaştırabileceği bir senaryo da gündemde.

Motorların sıcak çalışırken sıkıştırma oranını artırması alışılmadık bir durum; genellikle sıcaklık arttıkça sıkıştırma oranı düşer. Bu nedenle, Mercedes’in mevcut ortam sıcaklığında yapılan testlerde uyguladığı yöntemi anlamak ve benzer bir güç ünitesi geliştirmek isteyen rakipler için iş teoride daha basitti: Soğukken 16:1 oranına uyan, ancak termal genleşme ile sıcaklıkta daha yüksek değerlere ulaşabilen bir güç ünitesi geliştirmek.

Ancak şimdi, hem soğuk hem de 130°C’de yapılacak testlerle, sıkıştırma oranını artırmak isteyenlerin hem düşük hem de sınırlı yüksek sıcaklık koşullarında kurallara uygun kalması gerekecek.

Bu da, yalnızca soğuk testten geçmeye kıyasla çok daha karmaşık teknolojik çözümler gerektirebilir ve geliştirme ile uygulama süreçleri aylar sürebilir.

Ayrıca, 1 Ağustos tarihinin seçilmesiyle birlikte zamanlama da önemli bir faktör haline geliyor.

Bu yıl, 2026 Formula 1 teknik düzenlemeleri kapsamında, motor üreticilerine geri kalmaları halinde güç ünitelerini geliştirme imkânı tanındı.

Ek Geliştirme ve Yükseltme Fırsatları (ADUO) sistemi olarak adlandırılan bu uygulamayla, geride kalan üreticiler sezon içinde ek yükseltmeler yapabilecek, test tezgâhı kullanımını artırabilecek ve harcama kalemlerini ayarlayabilecek.

Üç farklı dönem bulunuyor: 1-6, 7-12 ve 13-18. yarışlar arasında motor performansları ölçülecek.

FIA, bir üreticinin en iyiden %2 ila %4 geride olduğunu tespit ederse, sezon içinde bir ek güncelleme hakkı tanıyacak; %4’ten fazla geride olması halinde ise iki ek güncelleme izni verecek.

Ancak ilk dönem Mayıs başındaki Miami Grand Prix’si sonrası sona ereceğinden, FIA’nın belirlediği %2-4 aralığında kalan üreticiler, sıkıştırma oranı avantajını kullanma konusunda karar vermek zorunda kalacak.

Erken bir geliştirme ile maksimumu zorlayıp 1 Ağustos’taki yeni kontrollerde risk almak mı, yoksa uzun vadede geçerli olacak bir çözüm mü seçilecek?

Sonuç olarak, sıkıştırma oranı kuralındaki değişiklik tartışmayı bitirmek yerine, yeni bir geliştirme yarışının fitilini ateşlemiş gibi görünüyor.

Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/f1-engine-saga-solution-creates-more-questions-than-answers/

Yazı gezinmesi

Mobil sürümden çık