50 Yılı Aşkın Formula 1 Tecrübesinden Sonra Ferrari’nin Aktif Arka Kanat Konsepti Şaşkınlık Yarattı
Formula 1’de 50 yılı aşkın süredir yer alan tecrübeli isimler bile, son dönemdeki teknik gelişmeler karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor. Geçmişte bir F1 aracının arka kanadını ters çevrilmiş şekilde görenlerin, genellikle tüm aracın da onunla birlikte takla attığına şahit olduğu günler geride kaldı. Ferrari’nin yeni aktif arka kanat konsepti, bu bakış açısını tamamen değiştirdi.
Yeni arka kanat düzeninde artık üç eleman (daha önce iki elemandı) bulunuyor: Ana kanat ve iki flap. Takımların büyük bir bölümü, DRS döneminde gördüğümüz gibi iki arka kanat flap’ini açıyor ve daha geniş bir açıklık oluşturuyor. Alpine ise bu yaklaşımın tersine giderek, arka iki flap’i aşağıya doğru indiriyor ve toplamda daha küçük bir ön alan elde ediyor.
Audi ise, arka flap grubunu ortadan döndürerek daha küçük bir açıklık ve yükseklik azalması sağlayan orta yolu tercih ediyor.
Ferrari ise tamamen farklı bir yol izliyor. DRS’te olduğu gibi kanat açılıyor, fakat bu hareket devam ediyor. Flap’ler, aracın sol tarafından bakıldığında saat yönünde yaklaşık 225 derece dönüyor. Böylece flap grubu, düz moddayken tamamen ters dönmüş ve daha geride bir pozisyona geçmiş oluyor. Kapanırken ise, ters yönde dönerek tekrar viraj moduna geçiyor.
Avantajlar
Önceki açılma yöntemini takip eden sekiz takım, DRS döneminden edindikleri arka kanat tasarım bilgisine güvenerek, açık konumda sürtünmeyi azaltıp, kapalı konumda hava akışının hızlıca yeniden kanada tutunmasını sağlayabiliyor.
Alpine’in düz modda flap’leri aşağıya indiren çözümü ise, ön alanı azaltırken, açık konumda hava akışının üç elemanda da kısmen tutunmaya devam etmesini sağlıyor. Böylece viraj moduna geçildiğinde akışın yeniden kanada tutunması anlık olarak gerçekleşiyor.
Audi ise, iki yöntemin arasında bir çözüm sunuyor. Böylelikle her iki yaklaşımın da belirli avantajlarından bir miktar elde ediyor, fakat her birinin maksimum faydasına ulaşamıyor.
Ferrari’nin yeni konsepti sayesinde, düz modda arka iki flap’in bir miktar kaldırma kuvveti üretmesi mümkün oluyor. Bu durumda, flap’lerin arka kenarından çıkan hava akışı, ana kanat elemanından çıkan hava akışının yönünü dengeleyerek, potansiyel olarak sürtünmeyi diğer konseptlerden daha fazla azaltabiliyor.
Bir diğer önemli avantaj ise, kapanma esnasında – yani pilot fren pedalına bastığında ve yavaşlamak istediğinde – çok kısa bir süreliğine oldukça büyük bir ön alan oluşması. Kurallar gereği, arka kanat mekanizmasının açılıp kapanması 400 milisaniye içinde tamamlanmak zorunda. Ancak, düzlük sonunda bu araçlar saniyede 80-90 metre hızla ilerliyor. Yaklaşık 100 metrelik bir fren mesafesi ve bir saniyelik frenleme süresi düşünüldüğünde, 400 milisaniyede araç oldukça uzun bir mesafe kat edebiliyor.
Bu süre zarfında kanat adeta bir paraşüt gibi davranarak sürtünmeyi ciddi şekilde artırıyor ve bu da hızın aerodinamik olarak düşürülmesine yardımcı oluyor. Böylece frenlerin üzerindeki yük de azalıyor.
Dezavantajlar
DRS yaklaşımını izleyen yedi takım, Alpine ve Audi de dahil olmak üzere, Ferrari kadar radikal bir çözüm geliştirmemiş olabilir. Şu anda birçok takımın Ferrari’nin ortaya koyduğu bu yeni konsepti CFD simülasyonlarında yoğun şekilde analiz ettiği biliniyor.
Kendi hızlı simülasyonlarında Ferrari’nin arka kanadıyla ilgili olarak, viraj modunda kanat seviyesine bağlı olarak X miktarında yere basma kuvveti ve 4’e 1’lik yere basma kuvveti-sürtünme oranı elde edildiği görülüyor. Düz modda ise bu oran yaklaşık 1’e 1’e düşüyor ve arka kanat yere basma kuvvetinde %75’lik bir azalma yaşanıyor.
Aynı simülasyon ve kanat tasarımıyla, Alpine’in konsepti viraj modunda yere basma kuvveti ve sürtünme dengesinde en verimli sonucu veriyor; ancak bu, daha yüksek oranda yere basma kuvveti kaybı anlamına geliyor.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/gary-andersons-verdict-on-ferraris-astonishing-upside-down-wing/
