Formula 1’in 2026’da devreye girecek yeni güç ünitesi kuralları, heyecan verici yenilikler ve etkileyici toplam beygir gücü vaat etse de, enerji yönetimiyle ilgili ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Mercedes’in teknik direktörü James Allison’ın “korkutucu güzellikte” olarak tanımladığı 1000 beygir gücünü aşan toplam performans, bataryadaki enerji tükendiğinde kısa sürede 550 beygir gücüne kadar düşecek. Bu durum, özellikle düzlüklerde ve enerji ihtiyacının yüksek olduğu bölümlerde pilotların ellerindeki ekstra elektrik gücünü sık sık kaybetmesine yol açacak.
Tüm bu tablo, “hızlanma modu” veya “geçiş butonu” gibi uygulamaların yarışa heyecan katacağı yönündeki beklentileri de gölgede bırakıyor. Zira batarya enerjisi tükendikten sonra bu modların bir anlamı kalmayacak.
Cadillac teknik danışmanı Pat Symonds, bu karmaşık tabloyu, “komiteyle at tasarlamaya çalışırken ortaya çıkan deve” benzetmesiyle özetledi. Symonds, Autocar’a verdiği demeçte, “Çok demokratik bir yaklaşım sergilendi ve sonucunda enerji açısından kısıtlı bir güç ünitesiyle karşı karşıya kaldık. Evet, bazı çözümler var ama bunlar da ideal değil,” ifadelerini kullandı.
Müdahale Gündemde mi?
Henüz işlerin ne kadar karmaşıklaşacağı net değil. Ancak, pilotların düzlüklerde hız kesmek zorunda kalacağı, vites küçültmenin olağan dışı şekilde sıklaşacağı bir “kabus senaryosu”ndan şimdilik uzak durulacağı tahmin ediliyor. Özellikle Monaco gibi ağır frenleme noktalarına sahip, kısa düzlüklerin olduğu pistlerde bu sorun çok belirgin olmayabilir. Fakat takvimdeki birçok pist, yüksek hızlı virajlara ve uzun düzlük bölümlerine sahip. Bu tür pistlerde enerji toplama imkânının azlığı ve bataryanın hızla tükenmesi, pilotlar için ciddi bir dezavantaj oluşturabilir.
Sezonun başında, enerji yönetimi ve batarya toplama konuları gündemin ana maddesi haline gelebilir. Bu da Formula 1’in “tam gaz” yarış ruhundan uzaklaşıp, bir “ekonomi yarışına” dönüşme riskini doğuruyor. Takım içinden bazı isimler, Melbourne ve Cidde gibi enerji ihtiyacının yüksek olduğu pistlerde yaşanacak sıkıntıların, kurallarda erken müdahaleyi ve değişiklikleri gündeme getireceğini öngörüyor.
FIA, bu olasılığın farkında olarak geçtiğimiz yıl yarışlarda maksimum batarya gücünü 350 kW’dan 200 kW’a düşürmeyi önerdi. Bu değişiklik, araçların toplam güç çıkışını 800 beygir gücüne çekse de, batarya katkısının daha uzun süre kullanılmasına olanak tanıyacaktı. Ancak bu öneri, F1 Komisyonu’ndaki üreticilerden destek bulamadı. Özellikle mevcut kurallardan en çok fayda sağlayan takımlar, rakiplerine avantaj verecek bu tür köklü değişikliklere sıcak bakmadı. Mercedes takım patronu Toto Wolff, 200 kW önerisini “şaka” olarak nitelendirmiş, ancak sonrasında kış testlerinden sonra gerekirse değişikliklere açık olmak gerektiğini belirtmişti.
Bu durum, FIA’nın karşılaşabileceği temel sorunlardan birini de gözler önüne seriyor: Eğer sorun tüm takımları etkilerse, değişiklik için uzlaşma sağlanabiliyor. Ancak sıkıntı sadece bazı takımları ya da belirli güç ünitelerini etkiliyorsa, herkesin menfaatine olmayan bir değişiklik için oy birliği sağlamak zorlaşıyor.
FIA’nın Tek Koltuklu Araçlar Direktörü Nikolas Tombazis, “Yarın hemen ‘bunu değiştirelim’ diyemeyiz. Kış testlerinde araçların davranışlarını görmemiz, gerekirse bazı parametreleri yeniden değerlendirmemiz gerekiyor. Muhtemelen sorun çıkmayacak, ancak ihtiyaç olursa elimizde bazı fikirler var,” açıklamasında bulundu.
FIA’nın, yarışlarda elektrik gücünü 200 kW’a indirme önerisi hâlâ masada olabilir. Ancak bu kez daha fazla destek bulup bulamayacağı belirsiz. Tombazis, 2022-2025 dönemi için önerilen bazı iyileştirmelerin takımlar tarafından engellendiğini de hatırlatarak, karar alma sürecinin zorluğuna dikkat çekti.
Tombazis, “FIA olarak sporun sağlığıyla ilgileniyoruz. Takımlar da bununla ilgileniyor, ama aynı zamanda yarış kazanmak istiyorlar. Bu da süreci karmaşıklaştırıyor,” dedi.
Yeni Kural Bölümü
FIA’nın elini güçlendirebilecek bir yenilik ise, 2026 yönetmeliklerinde yer alan yeni bir kural bölümü. Kurallar altı ayrı başlıkta toplanırken, ‘genel düzenleyici hükümler’ başlıklı yeni bir A bölümü oluşturuldu. Bu bölümde, FIA’nın temel hedeflerinden birinin “şampiyonanın rekabetçi dengesini ve sürdürülebilirliğini korumak” olduğu açıkça belirtiliyor.
Bu ifadelerin, tam bir liyakat düzeninden uzaklaşıldığı endişesiyle bazı takımlar arasında tartışma yarattığı biliniyor. Ancak amaç, rekabetin yakın tutulması ve Formula 1’in heyecanının korunması olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla, 2026’daki değişiklikler sonrasında erken dönemde sorunlar yaşanır ve bazı takımlar değişime direnirse, bu yeni düzenleme FIA’nın daha etkin müdahale edebilmesine imkân sağlayabilir.
Kazananlar Şikâyet Etmeyecek
Yarışlar başladığında, kimin avantajlı, kimin dezavantajlı olduğu netleşecek. Görüş ayrılıklarının şekillenmesinde de bu tablo belirleyici olacak. Yeni kuralların en büyük eleştirmenlerinden olan Lance Stroll, geçtiğimiz yıl, “Düzlükte 400 km/s hıza çıkıp virajlarda yarı hızda gitmek üzücü. Enerji ve batarya yönetimiyle uğraşmak, bol yere basma gücüyle tam gaz sürmek kadar heyecanlı değil. Bütün pilotlar bu konuda hemfikiriz. Ama sezonun başında Melbourne’de herkesi geride bırakıyorsak, sürüş açısından keyifli bir araç olur,” ifadelerini kullanmıştı.
Sonuç olarak, kuralların geleceği ve olası değişikliklerin şiddeti, kaybedenlerin ne kadar yüksek sesle şikâyet edeceğine bağlı olacak.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/the-uncomfortable-question-for-f1-teams-if-2026-rules-stumble/

