Red Bull’un En Tartışmalı 10 Pilot Kararı
Red Bull Racing ve ikinci takımı, yıllar boyunca pilot kadrosunda yaptığı radikal değişikliklerle sıkça gündeme geldi. 2026 için de kadroda yeniden değişiklikler yaşanıyor. Ancak Red Bull’un pilot politikalarında geçmişte aldığı bazı kararlar, markanın en çok eleştirilen hamleleri arasında yer alıyor. İşte Red Bull’un en tartışmalı 10 pilot kararı:
10 – Test Yapılmadan Sezon Ortasında F1’e Çıkış
Red Bull’un ikinci takımı, kuruluşundan bu yana ana takım için pilot yetiştirme amacıyla hareket ediyor. 2026’da Arvid Lindblad’ın Racing Bulls ile Formula 1’e adım atması da bu geleneğin bir devamı. Ancak bazı çaylaklar, diğerlerinden çok daha zor koşullarda F1’e başlamak zorunda kaldı. 2009’da, Red Bull performansından memnun olmadığı Sebastien Bourdais’i sezon ortasında göndererek koltuğu Jaime Alguersuari’ye verdi. Henüz 19 yaşındaki Alguersuari, Macaristan Grand Prix’sinde yarışarak F1 tarihinin en genç pilotu oldu. Üstelik, sezon içi testlerin yasak olduğu dönemde, yalnızca özel denemelerde düz yol sürüşleriyle araca alışabilmişti. Red Bull, başka bir hazırlık şansı olmadığı için Alguersuari’yi bu şekilde araca oturtmak zorunda kaldığını savundu. Alguersuari, şartlara göre iyi bir performans sergiledi ve iki tam sezon geçirdi; toplamda 31 puan topladı ve en iyi derecesi yedincilik oldu. Ancak 2011 sonunda takımdan ayrıldı ve sadece 25 yaşında motor sporlarından tamamen emekli oldu. Yani bu erken başlangıç, kariyerinin hızlıca sona ermesinden başka bir şeye yaramadı.
9 – İlk Büyük Pilot Krizi
2007 sezonunda, Red Bull’un Toro Rosso’daki Scott Speed ile yollarını sezon ortasında ayırması, hem takım hem de pilot açısından bir dönüm noktasıydı. Speed, takım patronları Franz Tost ve Gerhard Berger ile yaşadığı sorunlar nedeniyle zaten huzursuzdu. Nürburgring’deki Avrupa GP’sinde yaşanan kazanın ardından Speed ile Tost arasında ciddi bir tartışma yaşandı. Speed, o anı “Muhtemelen ben de onun yerinde olsam aynı tepkiyi verirdim. Ona hiç saygı göstermedim, ukala bir gençtim.” sözleriyle anlattı. Speed, F1’de hiçbir zaman puan alamadı. GP2’de üçüncülük elde etmesiyle Red Bull’un ABD’li pilot arayışına uygun görülmüştü, ancak bu tercih, Red Bull standartlarında bile oldukça başarısız bir sonuç doğurdu.
8 – Kendi Yetiştirdiğinden Vazgeçmek
Red Bull, Alex Albon’u 2012’de genç pilot programından çıkarmıştı. Ancak 2019’da Formula E’de Nissan ile yarışmaya hazırlanan Albon’u son anda geri çağırarak Toro Rosso koltuğuna oturttu. Birkaç ay sonra ise Pierre Gasly’nin yerine ana takıma yükseltti. Albon, Max Verstappen’in yanında tam sezon yarışma hakkı kazandı. Ancak pandemi nedeniyle kısalan ve olağanüstü şartlarda geçen 2020 sezonunda, Albon aracıyla uyum sağlamakta zorlandı. Sezon sonunda makul sonuçlar almasına rağmen, Red Bull bir buçuk sezonun ardından Albon’un yeterli olmadığına karar verdi ve tecrübeli Sergio Perez’e yöneldi. Albon’un Red Bull’daki kısa macerası, takımın kendi yetiştirdiği pilotlardan vazgeçtiği bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Bugün Williams ile başarılı sonuçlar alan Albon, Red Bull’daki sorunların sadece pilot kaynaklı olmadığını da gösteriyor.
7 – Üçüncü Kez Genç Takıma Dönüş
Daniil Kvyat’ın 2016’daki ilk düşüşü, Rusya’daki kazasının ardından yaşandı. Ancak bir yarış önce podyuma çıkmıştı. Yerine Max Verstappen’in getirilmesiyle bu karar mantıklı görünse de, Kvyat’a Toro Rosso’da ikinci bir şans verildi. 2017’nin sonuna doğru ise Red Bull’dan tamamen ayrıldı. Kvyat, Ferrari’de test ve yedek pilotluk yaptıktan sonra 2019’da üçüncü kez Toro Rosso’ya döndü. Daniel Ricciardo’nun ani ayrılığı ve Dan Ticktum’ın süper lisans uygunluğundaki hata, Red Bull’u pilot konusunda çaresiz bıraktı. Gasly’nin ana takıma terfi etmesiyle Toro Rosso’da iki koltuk birden boş kaldı ve Albon ile Kvyat geri çağrıldı. Kvyat, deneyimi sayesinde bazı yarışlarda iyi sonuçlar aldı (örneğin Almanya’da podyum), ancak Red Bull gibi bir organizasyonun, üçüncü kez aynı pilota dönmek zorunda kalması, yönetimsel açıdan ciddi bir zafiyet olarak değerlendirildi.
6 – Sezon İçinde Karmaşık Kadro Değişikliği
Daniil Kvyat, 2017’de Toro Rosso’da kalmasının nedeni, Red Bull’un yeni GP2 şampiyonu Pierre Gasly’ye tam olarak güvenmemesiydi. Ancak Kvyat’ın performansı yetersiz kalınca, Gasly sezonun son altı yarışında onun yerine geçti. Gasly, Carlos Sainz ile birlikte yarıştı. Ancak ardından iki sorun daha ortaya çıktı: Red Bull, Sainz’ın Renault’ya geçmesine izin verdi ve bunun sonucunda Toro Rosso’nun Renault motor tedarikini bırakıp McLaren’in Honda motorlarını alması sağlandı. Amerika GP’sinde ise Gasly, Super Formula’daki şampiyonluk mücadelesi için Japonya’ya gittiği için yarışamadı. Toro Rosso, Brendon Hartley’i ve Kvyat’ı bir yarışlığına geri çağırmak zorunda kaldı. Hartley, spor otomobil yarışlarından gelen bir isimdi; Kvyat ise bu yarışta puan aldı. Ancak Gasly’nin Japonya’daki yarışı, tayfun nedeniyle iptal oldu.
5 – Verstappen’in İlk Gerçek Kurbanı
Daniel Ricciardo’nun 2019’da Renault’ya ani geçişi, Red Bull’un pilot planlarını alt üst etti. Pierre Gasly, Toro Rosso’da iki tam sezon geçirmesi gerekirken, 2017’nin son yarışları ve 2018 sezonunun ardından ana takıma terfi etti. Terfi doğru olsa da, Red Bull’un Gasly’yi tam anlamıyla hazırlayamamış olması büyük bir eksiklikti. 2019 sezonunun ilk yarısında yaşadığı kazalar ve takım içindeki eleştiriler, Gasly’nin Red Bull’a uyum sağlayamamasına neden oldu. Yaz arasından önce Gasly’ye güvence verilirken, Ağustos ayında sürpriz bir şekilde Toro Rosso’ya geri gönderildi ve “Verstappen’in takım arkadaşlarını tüketen” ilk isim oldu. Yarım sezonda bu kadar hızlı vazgeçilmesi, Gasly’nin başka takımlardaki performanslarıyla birlikte Red Bull’un kendi araçlarının da sorunlu olduğuna işaret etti.
4 – Alışılmadık Geçici Çözüm
Brendon Hartley, 2017’de Le Mans 24 Saat yarışını kazanmış ve Dünya Dayanıklılık Şampiyonu olmaya doğru ilerlerken, Toro Rosso’dan beklenmedik bir şekilde F1’e çağrıldı. Beş yıl önce tek koltuklu yarışları bırakmış olan Hartley, sezonun son dört yarışında takımda yer aldı. Hartley’in geçmiş başarıları etkileyiciydi, ancak bu çağrı alışılmadık ve geçici bir çözümdü. Red Bull, daha önce genç pilot programından çıkardığı bir ismi geri çağırmak zorunda kalınca, yetenek havuzundaki sıkıntılar ve karar alma süreçleri sorgulandı. Hartley, 2018’de tam sezon şans buldu ve zaman zaman iyi performanslar gösterdi. Gasly ile kıyaslandığında beklenenden daha iyi sonuçlar alsa da, istikrarlı bir performans sergileyemedi ve takım ile ilişkileri bozuldu.
3 – En Hızlı Görevden Alma
Red Bull’un 2025’te Sergio Perez’in yerine Liam Lawson’ı getirme kararı, başından itibaren soru işaretleriyle karşılandı. Alternatif olarak, daha deneyimli ve hızlı olduğu düşünülen Yuki Tsunoda da gündemdeydi. Ancak Red Bull, Lawson’ın daha yüksek potansiyele sahip olduğunda ısrar etti ve Aralık 2024’te kararını açıkladı. Ancak 2025 sezonunda sadece iki yarışın ardından, Lawson Racing Bulls’a gönderildi ve Tsunoda onun yerini aldı. Red Bull’un bu kadar kısa sürede karar değiştirmesinin nedeni hiçbir zaman net olarak açıklanmadı. Lawson’ın ilk iki yarışta sergilediği düşük performans, hızlı bir düzeltmeyi gerektirmiş olabilir. Yine de, Lawson F1’de kalmaya devam etti, itibarını yeniden kazandı ve 2026’da Red Bull ailesinde tam zamanlı koltuk elde etti.
2 – Aceleyle Yapılan Transfer ve Hızlı Vazgeçiş
Nyck de Vries’in 2023’te sezonun ortasında gönderilmesi, Red Bull ve özellikle Helmut Marko’nun pilot stratejisinin sorgulanmasına neden oldu. 2021 Formula E şampiyonu ve Mercedes F1 test/yedek pilotu olan De Vries, 2022 İtalya GP’sinde Williams ile sürpriz bir şekilde puan alarak dikkat çekmişti. Bu performans sonrası Marko, De Vries’i Red Bull’un ikinci takımına yerleştirdi ve kendi genç pilotlarını (örneğin F2 üçüncüsü Lawson) göz ardı etti. Ancak Red Bull, De Vries’ten sadece 10 yarış sonra puan alamadığı gerekçesiyle vazgeçti. Marko, bu kararı “en büyük hatam” olarak nitelendirdi. De Vries’in yerine Red Bull’un üçüncü pilotu Daniel Ricciardo getirildi; bu da çaresizce atılmış bir adım olarak değerlendirildi. Ricciardo’nun Red Bull’daki geçmiş başarıları ve McLaren sonrası serbest kalması, bu tercihin kısmen mantıklı olmasını sağladı.
1 – Yanlış Önceliklerin Ağır Bedeli
Isack Hadjar, 2026’da Red Bull’un Verstappen’in takım arkadaşı krizine son verebilir. Ancak, Red Bull’un elinde çok daha sağlam bir seçenek vardı: Carlos Sainz. Sainz’ın 2017’deki ayrılığı, Verstappen-Ricciardo ikilisinin önünü tıkaması nedeniyle anlaşılır bir hamleydi. Fakat, Lewis Hamilton’ın Ferrari’ye geçişinin ardından Red Bull, 2025 için Sainz’ı geri alma fırsatını elinin tersiyle itti. Red Bull, Perez’in 2023’teki performansını (Verstappen’in çok gerisinde kalmasına rağmen) gerekçe gösterdi. Ancak asıl neden, Sainz’ın Verstappen ile birlikte yarışmasının takım içi huzursuzluk yaratacağından endişe edilmesiydi. Red Bull, kanıtlanmış bir yarış galibini çabucak göz ardı ederek, takımda sadece Verstappen’in başarılı olup olamayacağını veya diğer pilotların yetersiz olup olmadığını sorgulama fırsatını kaçırdı. Üstelik, Perez’in sezonu kötüye gitmeye başladığında, Red Bull ona iki yıllık yeni bir sözleşme verdi. Bu karar, Perez’in performansında ciddi bir düşüşe ve Red Bull’un kalan iki yıl için milyonlarca dolar tazminat ödemesine yol açtı. Sainz ise Williams’a imza atarak 2025’te parladı. Red Bull ise Perez’in yerine Lawson’ı getirdiği için bu kararın bedelini hâlâ ödüyor.
Kaynak: The Race
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/the-10-worst-f1-driver-decisions-red-bull-has-made/

