Aston Martin’in geleneksel bir Formula 1 takım patronuna sahip olmaması, takımın sahibi ve başkanı Lawrence Stroll’a göre “bilinçli bir tercih”. Buna rağmen, eski Audi takım patronu Jonathan Wheatley’nin Aston Martin’e katılacağı yönündeki beklentiler güçleniyor.
Alman üretici Audi, Cuma günü yaptığı açıklamada, Wheatley’nin “derhal geçerli olmak üzere” görevinden ayrıldığını duyurdu. Bu gelişme, Wheatley’nin Aston Martin’e takım patronu olarak katılabileceğine dair iddiaların gündeme gelmesinden bir gün sonra geldi.
Aston Martin, Wheatley’nin takıma katılacağına dair haberlerle veya bu ihtimalle ilgili, Audi’nin açıklamasından 15 dakika sonra yayımladığı resmi bildiride doğrudan bir açıklama yapmadı.
Stroll ise bunun yerine, şu anda takım patronu pozisyonunda bulunan teknik ortak Adrian Newey’nin durumu hakkında “gerçeği ortaya koymak” amacıyla bir açıklama yapmayı tercih etti. Wheatley’nin üstlenmesi beklenen bu görevi şu anda Newey yürütüyor.
Newey’nin takımda kalacağına dair herhangi bir şüphe bulunmuyor. Zira Newey, ekibin hissedarlarından biri. Ancak Newey’nin asıl hedefi hiçbir zaman takım patronluğu değildi; bu rolü, Aston Martin’in üst yönetiminde 2025’in sonlarında yapılan yeniden yapılanmanın ardından geçici olarak üstlenmişti.
Daha önce takım patronu ve CEO olarak görev yapan Andy Cowell ise, Newey’nin Mart 2025’te takıma katılmasının ardından, esas liderliğin Newey’de olduğu ve nihai yetkinin onda toplandığının anlaşılmasıyla, baş strateji sorumlusu pozisyonuna geçirilmişti.
Newey, takım patronluğu görevini de üstlendi çünkü bu pozisyonun kendi çalışma şeklini fazla değiştirmeyeceğini düşündü ve 2026 sezonunun ilk yarışlarına katılmayı zaten planlıyordu. Ancak geçen hafta sonu Çin’deki yarışta padokta yer almadı.
Aston Martin, Newey’nin takım patronu olarak atanmasının yalnızca geçici bir çözüm olduğunu açıkça belirtmemiş olsa da, uzun vadede bu görevi tam zamanlı olarak üstlenecek bir isme ihtiyaç duyulacağı öngörülüyordu. Wheatley’nin bu rol için temas edilen isim olduğu düşünülüyor.
Aston Martin bu konu hakkında yorum yapmaktan kaçınırken, Stroll ise alışılmadık bir şekilde resmi bir açıklama yayımlayarak Newey’ye olan desteğini yineledi ve takım patronu değişikliğine kapıyı açık bıraktı.
Stroll, “Biz burada işleri farklı şekilde yürütüyoruz ve şu anda diğer takımlarda gördüğünüz geleneksel takım patronu rolünü benimsemememiz bilinçli bir tercihtir,” ifadelerini kullandı.
“Sporun tarihindeki en başarılı mühendis olan Adrian’ın ana odağı, mükemmel olduğu stratejik ve teknik liderliktir.
“Kampüste ve pistte tüm işlerin yürütülmesinde, kendisine son derece yetkin bir üst yönetim ekibi destek veriyor.
“Aston Martin Aramco’ya katılmak isteyen diğer takımların üst düzey yöneticileri tarafından sık sık temas kuruluyor. Ancak politikamız gereği, söylenti ve spekülasyonlar hakkında yorum yapmıyoruz.”
Newey’nin takım patronu olarak atanmasından önce, Aston Martin’in potansiyel yeni liderleri arasında, eski Red Bull Racing CEO’su Christian Horner, Audi F1 proje lideri Mattia Binotto ve eski McLaren F1 takım patronu Andreas Seidl de yer alıyordu.
Stroll ve Newey’nin oluşturduğu yönetim eksenini destekleyecek, daha odaklı bir takım patronunun eksikliği, Aston Martin’in organizasyon yapısındaki önemli bir boşluk olarak göze çarpıyor.
Stroll, takımın bu şekilde yapılandırıldığını iddia etse de, teknik ve yönetim kadrosunda yapılan değişiklikler nedeniyle bu alan bir süredir sorunlu. Son beş yılda Otmar Szafnauer, Mike Krack ve Cowell takım patronu olarak görev yaptı.
Ayrıca, Newey’nin liderliğinde yürütülen büyük çaplı işe alım sürecinin bir parçası olarak, deneyimli ve üst düzey teknik ve mühendislik personelinin bir kısmı da görevden alındı.
Yönetim kademesinde istikrar sağlanması önemli, ancak bu yapının yarış ekibiyle bağlantısı eksik kalmış durumda.
Stroll’un “geleneksel takım patronu rolü” vurgusuna rağmen, bu görevin uygulanışı takımlar arasında farklılık gösteriyor.
Günümüzde F1 takımlarında bu pozisyon, geçmişte olduğundan çok daha farklı bir anlam taşıyor. Takımlar, çok daha spesifik odaklanma gerektiren ve daha geniş bir iş liderliği anlayışıyla yönetiliyor.
Bazı takımlar, Mercedes’te Toto Wolff örneğinde olduğu gibi CEO/takım patronu görevlerini birleştirirken; McLaren’da Zak Brown ve Andrea Stella gibi, bu rolleri ayıran yapılar da mevcut. Wheatley de Audi’de Binotto’nun altında benzer bir yapıda çalışıyordu.
Bu yapının ne kadar etkili olduğu ise, takım patronuna ne kadar özerklik tanındığına ve beklentilerle gerçeklik arasındaki dengeye bağlı.
Aston Martin’in mevcut yapısında, takım patronuna başka takımlarda olduğu kadar özgürlük tanınması mümkün değil; zira asıl güç ve otorite, Newey ve Stroll’un elinde bulunuyor.
Bununla birlikte, pistte operasyonu yönlendirebilecek, medya ve tanıtım faaliyetlerinde etkin olabilecek, iç ve dış iletişimde doğru kültürü inşa edebilecek deneyimli ve saygın bir ismin varlığı, Aston Martin için kuşkusuz önemli bir katkı sağlayacaktır.
Newey’nin geçmiş başarıları ve tasarım alanındaki çalışma tarzı, Aston Martin’i özellikle teknik anlamda örnek olarak yönetebileceğini gösteriyor.
Ancak bu durum, takım patronu rolünde odaklanmış, ağırlığı olan bir ismin varlığıyla tamamlanabilir. Stroll’un da işaret ettiği gibi, Aston Martin şu anda bunu bilinçli olarak tercih etmese de, bu alan hâlâ geliştirilmesi gereken bir nokta olarak duruyor.
Sonuç olarak, Aston Martin son yıllarda potansiyelinin gerisinde kalırken, üst yönetim kademesinde de alışılmadık derecede yüksek bir sirkülasyon yaşadı.
Eğer “işleri farklı yapmak” bu anlama geliyorsa, yeniden “geleneksel” bir yapıya dönmek—bu Wheatley’nin beklenen şekilde göreve getirilmesi veya başka bir ismin atanması anlamına gelse de—en mantıklı adım olabilir.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/aston-martins-curious-team-boss-claim-after-wheatleys-audi-exit/


