McLaren’in Miami Grand Prix’sindeki sprint sıralama turlarında elde ettiği pole pozisyonu ve Cumartesi günkü sprint yarışında aldığı 1-2’lik sonuç sonrası, Lando Norris ve Oscar Piastri’nin ana yarış için yapılan sıralama turlarında geriye düşmesi, büyük bir soru işareti oluşturdu.
Burada dikkat çeken yalnızca pozisyon kaybı değildi; McLaren araçları, 24 saat içinde gerçek anlamda yavaşlamıştı.
Başlıca rakipler Red Bull, Ferrari ve Mercedes, sprint sıralamadan ana sıralama turlarına geçerken tur başına 0.3-0.5 saniye daha hızlı olmayı başardı. Ancak McLaren’in araçları ise benzer miktarda zaman kaybetti.
Bu tablo, Norris’i Pazar günkü yarış için dördüncü sıraya iterken, Piastri ise üç sıra daha geride kaldı.
Form grafiğindeki bu değişimlerin neredeyse tamamı, enerji dağıtım stratejileri ve hızlı tur hazırlıklarına bağlıydı. Özellikle de diğer takımların, Cuma günü McLaren’in uyguladığı yönetim stratejisine yaklaşmaları belirleyici oldu.
McLaren, sprint sıralama turlarında 3. ve 4. virajlar arasında daha fazla enerji kullanarak dikkat çekici bir performans sergilemişti. Mercedes ve diğer takımlar ise enerjiyi ana düzlükler için saklamış, fakat bu strateji beklenen faydayı sağlamamıştı.
Dolayısıyla Cumartesi günü tüm takımlar enerji dağıtımında benzer stratejilere yönelince, tur zamanlarının da birbirine yaklaşması kaçınılmaz oldu.
Ancak bu, her şeyi açıklamıyor çünkü McLaren’in performans kaybı, sadece güç ünitesinin hangi bölümünde enerji kullanıldığından daha fazlasına dayanıyordu.
McLaren takım patronu Andrea Stella’nın da ima ettiği gibi, bu durum mevcut güç ünitesi neslinin kendine özgü hassasiyetlerinden kaynaklanıyor.
Stella, Cumartesi akşamı gerçekleştirdiği basın toplantısında, “Bu sadece enerjiyi nerede kullandığınızla ilgili değil, aynı zamanda enerji dağıtımının, örneğin kısmi gazda yaşanan bazı başka etkilere karşı ne kadar hassas olduğuyla da ilgili,” ifadelerini kullandı.
“Burada çok fazla detaya girmek istemiyorum, ancak şunu belirtmek isterim ki, konu klasik anlamda ‘enerjimi nerede harcıyorum’ meselesinden çok daha karmaşık. Elektriksel davranış ile içten yanmalı motorun (ICE) davranışı arasında çok daha iç içe bir ilişki var. Biraz üstü kapalı konuşuyorum, ancak gerçekler bunlar.”
Çevresel faktörler
Stella’nın değindiği nokta, McLaren’in enerji dağıtım stratejisinin en küçük dış etkenlerden bile etkilenebildiği gerçeğiydi.
Örneğin, karşıdan esen rüzgarlar, düzlüklerde araçların daha fazla enerji tüketmesine yol açabiliyor. Bu da, araç sistemlerinin kalan tur boyunca enerji yönetimini telafi etmeye çalışmasına neden oluyor fakat bu her zaman mükemmel bir sonuç vermiyor.
Stella, “Optimizasyon konusunda işler oldukça karmaşık bir hal alıyor,” sözleriyle durumu özetledi.
Miami’de tur başlatmak dahi oldukça zorlu olabiliyor. Özellikle uzun arka düzlükte, pilotların hazırlık turlarında bataryalarını tam şarjda tutmak için mücadele vermesi gerekiyor.
Bu da pilotların hızlarını ayarlamasını, gaz pedalını yüzde 60’ın altında tutarak bataryayı gereksiz yere harcamamasını ve son yavaşlama bölümünde şarj limitine ulaşmamaya dikkat etmelerini gerektiriyor.
Grand Prix’de pole pozisyonunu elde eden Kimi Antonelli, sprint sıralamada son SQ3 denemesine bataryası tam dolu olmadan başlamış ve bu nedenle 1. viraja hız kaybıyla girmişti.
Norris’in son Q3 denemesi de benzer bir nedenle sekteye uğradı.
Norris, “Son turuma bir şekilde daha az enerjiyle başladım. Batarya tam dolmadı ve baştan kaybetmiş oldum,” dedi. “Dolayısıyla bizim açımızdan çok temiz bir tur olmadı, nedenini anlamamız gerekiyor.”
Piastri de, enerji dağıtım stratejisindeki ufak bir değişikliğin beklenmedik sonuçlar doğurabileceğinden bahsetti. İkinci Q3 denemesinde 7. virajda beklenmedik bir kayma yaşadı.
Piastri, “Enerji dağıtımımızda birkaç değişiklik denedik, ancak istediğimiz sonucu alamadık. Sonrasında bunu geri almaya çalıştık,” dedi. “Biraz ayar denemesi yaptık, ama çok fazla kural var ve bir şeyi değiştirince başka bir sorunla karşılaşabiliyorsunuz.”
Rastgele değişimler
Miami’de Red Bull’un Max Verstappen’i ilk çizgiye taşıyıp McLaren’in geriye düşmesi, enerji yönetimindeki küçük detayların Formula 1’de ne kadar büyük bir etki yaratabileceğinin en somut kanıtı oldu.
Piastri, “Şu anda her şeyin kimin doğru, kimin yanlış yaptığına göre çok rastgele değişebildiğini gösteriyor. Sanırım biz yanlış yapan tarafta kaldık,” dedi. “Ve yanlış yaptığınızda aradaki fark bir ya da iki salise olmuyor, bazen yarım saniyeye kadar çıkabiliyor.”
Bu da, Stella’nın “Formula 1 tarihinde muhtemelen hiç alışık olmadığımız bir güç ünitesi davranış hassasiyeti” olarak tanımladığı kadar büyük bir etki yaratıyor.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/reasons-for-mclaren-miami-gp-f1-drop-off/

