2026 Formula 1 Araçları Testlerde Tepki Topladı: Güç Eksikliği ve Sürüş Keyfi Tartışma Yarattı
Bahreyn’de gerçekleştirilen sezon öncesi testler, Formula 1’in 2026 sezonu için hazırlanan yeni nesil araçlarının ilk kez tüm dünyaya açık şekilde sergilendiği bir platform oldu. ‘Shakedown haftası’ boyunca gizlilikle yürütülen çalışmaların ardından, tüm gözler yeni teknik düzenlemelerle geliştirilen araçların pistteki performansına çevrildi.
Sakhir’deki testlerde yer almayan bazı gözlemciler için, Lando Norris’in McLaren ile attığı ve Formula One Management tarafından YouTube’da paylaşılan günün en hızlı turunun kokpit kamerası görüntüleri, yeni araçlarla ilgili ilk detaylı izlenimi sundu. Ancak bu ilk izlenim, beklentilerin oldukça altında kaldı.
Özellikle yüksek hızlı virajlarda araçların güçten ne kadar yoksun olduğu net şekilde görüldü. 12 ve 13. virajlar, bu durumun en çarpıcı örnekleri arasında yer aldı. Araçlar, gaz tepkisi ve ses anlamında adeta “arızalı” bir izlenim bıraktı; sanki gaz pedalı yüzde 50’ye sabitlenmiş ya da bir arıza oluşmuş gibiydi.
Bu bölümdeki sürüş zorluğunun ortadan kalktığına dikkat çeken Fernando Alonso, “Geçmişte 12. viraj çok zorlu bir virajdı, bu yüzden yere basma kuvvetini seçerken 12. virajı tam gaz geçebilmeye odaklanırdınız. Şimdi ise 12. virajda yaklaşık 50 km/s daha yavaşız, çünkü orada enerji harcamak istemiyoruz ve tüm enerjiyi düzlükte kullanmak istiyoruz. 260 km/s yerine 200 km/s hızla geçiyoruz, artık siz medya mensupları bile bu virajı geçebilirsiniz, hatta takım şefimiz bile bu hızda aracı sürebilir,” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, yeni araçların sürüş zorluğunun ne kadar azaldığını gözler önüne serdi. Kimi Antonelli’nin testlerin son gününde attığı 1:33.669’luk en hızlı turda da benzer bir tablo ortaya çıktı. Araçlar, enerji eksikliği nedeniyle virajlarda ve düzlüklerde sürekli olarak gaz kesip akü şarj etmek zorunda kaldı.
Bu durumun pist karakteristiğine bağlı olabileceği düşünülse de, araçların artık düzlüklerde enerji eksikliğinden dolayı neredeyse bütün virajlarda taviz vermek zorunda kaldığı, hızlı ve zorlu virajların çoğunda gaz kesilerek geçiş yapıldığı gözlemlendi. Özellikle yavaş virajlarda, pilin yeniden şarj edilmesi için vites düşürme tekniğinin öne çıktığı belirtildi.
Max Verstappen’in de bu yeni döneme yönelik eleştirileri dikkat çekti. Hollandalı pilot, yeni nesil Formula 1 araçlarının olması gereken seviyede olmadığını ve gerçek bir Formula 1 deneyimi sunmadığını ifade etti. Sürücülerin artık aracı zorlamak yerine, adeta birer operatör gibi aracı kullandığına dair yorumlar öne çıktı.
Geçmişte Lando Norris ve Oscar Piastri’nin Monaco’da Charles Leclerc’in Tabac virajında taşıdığı hıza şaşırmaları ve bu tip cesaret gerektiren sürüşlerin yeni araçlarla mümkün olmayacağına dair endişeler de dile getirildi. Norris, yeni kuralların ilk aşamalarında performans ve yol tutuşun genellikle düşük olduğunu belirtse de, araçların sürüş keyfi konusunda şüpheler sürüyor.
Liam Lawson’a doğrudan “Bu F1 araçları sürmesi eğlenceli mi?” sorusu yöneltildiğinde ise genç pilotun uzun bir “Ummmmmm” yanıtı dikkat çekti.
2014’te hibrit motorların ilk tanıtıldığı dönemde Niki Lauda ve Fernando Alonso gibi isimlerin araçların sürüşünün kolaylaştığına dair eleştirileri hatırlatıldı. 2017’den itibaren performansa odaklanılmasıyla birlikte araçların daha büyük, ağır ve zorlu hale geldiği, ancak bunun hız ve seyir keyfi açısından olumlu bir gelişme olduğu vurgulandı.
Şimdi ise araçlar virajlarda o kadar yavaş ki, lastiklerin ısınmasının bile zor olacağı, güç eksikliği nedeniyle araçların pistlere göre fazla yavaş kaldığı belirtiliyor. Özellikle sıralama turlarında bile enerji yönetiminin öne çıkmasının, sürücüler için “Pazar günü sürüşü” gibi bir deneyim yaratacağı ifade edildi.
Takımlar Arası Siyasi Gerilimler ve Teknik Tartışmalar
2026 sezonu başlamadan önce yaşanan siyasi çekişmeler de dikkat çekiyor. Ferrari, yeni start prosedüründe kendi geliştirdiği turbo teknolojisiyle avantaj sağlarken, Mercedes ise sıkıştırma oranları üzerinden kaybedilen gücü geri kazanmaya çalışıyor. McLaren ise mevcut kuralların değiştirilmesini savunuyor; çünkü akü kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle araçların birbirleriyle gerçek anlamda yarışamayacağı ve kapanma hızlarının kaotik olacağı öne sürülüyor.
Tüm bu teknik ve siyasi karmaşa, pistte yaşanan yoğun gaz kesme, düşük hızda enerji toplama ve sürücülerin yüksek hızlı virajlarda adeta arızalı araç kullanıyormuş gibi görünmesiyle birleşince, yeni döneme dair soru işaretlerini artırıyor.
Enerji yönetiminin bu kadar ön planda olduğu bir dönemde, “geç frenaj” ve yakın mücadelelerin nasıl mümkün olacağı da tartışma konusu. Verstappen’in Formula E’ye yaptığı göndermeler bir yana, mevcut kuralların Audi ve Honda gibi üreticileri çekmek amacıyla hazırlandığı, ancak bunun bedelinin ise düşük sürüş keyfi ve performans olduğu belirtiliyor. Hareketli aerodinamik, düşük sürtünmeli lastikler ve jantlar, daha düşük minimum ağırlık gibi unsurlar da bu tabloyu destekliyor.
Norris’in performansın zamanla artacağına dair görüşleri olumlu bir beklenti yaratsa da, başlangıç seviyesinin oldukça düşük olduğu ve izleyicilerin ilgisinin azalabileceği endişesi hakim. Max Verstappen ve Lewis Hamilton gibi isimlerin de bu yeni döneme yönelik eleştirileri, F1’in resmi iletişim stratejisinin de sorgulanmasına yol açıyor.
Yeni teknik düzenlemelerle ilgili öngörülen sorunlar artık açıkça görülüyor. Hibrit motorların performansının kısıtlanması ve FIA’nın bu açığı telafi etmek için şasi üzerinde yaptığı radikal değişikliklerle, performans ve sürüş keyfi arasındaki uçurumun büyüdüğü ifade ediliyor.
Geçtiğimiz yılın başında, sürdürülebilir yakıtlarla çalışan V8 veya V10 motorlara dönüş ihtimalinin ciddi şekilde gündeme gelmesinin de bu gelişmeler ışığında anlam kazandığı belirtiliyor. “MGU-H’leri geri getirin!” çağrısı bile yapılırken, Audi ve Honda’nın bu sayede spora dahil olduğu, fakat araçların olması gerektiği gibi çalışmadığına dikkat çekiliyor.
Sezonun ilk yarışına ev sahipliği yapacak olan Avustralya’daki Albert Park’ın, uzun ve hızlı 6-11. virajları arasında araçların enerji yönetimi nedeniyle zor anlar yaşayabileceği, hızlı 9 ve 10. virajların ise artık gerçek bir zorluk olmaktan çıkabileceği öne sürülüyor.
Sonuç olarak, 2026 Formula 1 araçlarının şu ana kadar sergilediği performans, sürüş keyfi ve teknik yeterlilik açısından ciddi endişeleri beraberinde getiriyor. Takımların ve mühendislerin zaman içinde bu sorunlara çözüm bulup bulamayacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/messy-2026-f1-cars-leave-a-deeply-disturbing-impression/

