Audi, Bahreyn’de dikkat çekici teknik çözümlerle öne çıkarken, aracın bir zayıf noktası Melbourne’deki ilk yarış öncesinde önemli bir sorun teşkil edebilir.
Melbourne’deki ilk yarışa bir haftadan az süre kala, Audi Revolut F1 Takımı, Formula 1’de üretici olarak sahneye çıkmaya hazırlanıyor. Bu adım, hem köklü otomotiv markası Audi için hem de motor sporları dünyası açısından büyük bir dönüm noktası niteliğinde.
Barselona’daki shakedown testlerinde R26, üç günde yalnızca 243 tur tamamlayabilmiş ve bu süreçte 2026 projesinin bazı zayıf yanları ortaya çıkmıştı. Ancak bu sorunlar Bahreyn’deki iki test seansı öncesinde hızla çözüldü ve takım, altı günlük test boyunca yaklaşık 700 tur atmayı başardı.
Audi, dayanıklılık anlamında önemli ilerleme kaydederken, padokta en çok konuşulan ve en akıllıca teknik çözümlerden bazılarını da tanıttı. Bunlar arasında, 2022’de Mercedes’in ‘zero-pod’ konseptini andıran dikey soğutma girişleri ve diğer üst düzey takımlardan farklı bir arka kanat DRS sistemi yer alıyor.
Ancak her iki pilot da start prosedüründe ciddi sıkıntılar yaşadı; debriyajı bıraktıktan sonra araç stop etti. Bu sorunun Melbourne’deki ilk yarışta Audi’yi ne ölçüde etkileyeceği merak konusu.
Akıllı Teknik Çözümlerle Zenginleştirilen Aerodinamik Paket
Barselona’daki üç zorlu test gününün ardından Audi mühendisleri, hatalarından ders çıkararak Bahreyn’de aracın performansını artırmaya odaklandı. Bu süreçte, ön kanat, taban ve yan kutu tasarımı dahil olmak üzere aracın tüm bölgelerini kapsayan büyük bir güncelleme paketi getirildi.
Ön kanatta, hem tasarım hem de felsefe açısından önemli değişiklikler yapıldı. Yeni versiyonda, her iki taraf için ayrı ayrı iki DRS aktüatörü bulunuyor. Önceki çözümde ise burun altına yerleştirilmiş ortak bir aktüatör kullanılıyordu. Bu çözüm, padokta yalnızca Racing Bulls ile paylaşılırken, sürtünmeyi artırsa da flapların doğru ve tam olarak hareket etmesini sağlayarak verimliliği artırıyor. Buna bağlı olarak yeni burun tasarımı, iki flap ile daha yakın ve daha alçak konumda. Bu, burun altındaki hava emişini artırarak havayı T-tray ve tabana yönlendiriyor ve yere basma kuvvetini yükseltiyor.
Yeni ön kanatta üst iki flap de tamamen yeniden tasarlandı. Özellikle üst flap, daha yuvarlak bir şekle ve merkezi kısımda daha geniş bir kord uzunluğuna sahip. Bu değişim, ön kanat felsefesinde de bir dönüşümü işaret ediyor: Barselona’daki versiyon, ön tekerleklerden içeriye hava yönlendiren in-wash etkisini ön plana çıkarırken, Bahreyn’de tanıtılan yeni versiyon, havayı dışa yönlendirmeye odaklanıyor ve gövdeye giden akışı radikal şekilde değiştiriyor.
Ana kanat ve endplate’teki değişiklikler de bu felsefeye uyumlu. Ana kanat artık daha düz bir yapıya sahipken, önceki versiyonda endplate’e yakın bölgede bir eğrilik bulunuyordu. Yeni endplate ise, alt tablanın ucuna yerleştirilmiş ve dışa doğru kıvrılmış küçük bir vortex jeneratörü içeriyor. Bu sayede hava, ön lastiklerin dışına yönlendirilerek sürtünme azaltılıyor.
Yan kutu tasarımında ise Audi, 2022’nin başında görülen bazı konseptleri hatırlatan bir yaklaşım sergiledi. Güncellenen R26, dikey soğutma girişleri ve oldukça karmaşık, sıkı paketlenmiş bir yan kutu ile dikkat çekiyor. Dikey soğutma girişi, yassı bir kulak şeklinde ve çok küçük boyutlarda tasarlanmış. Bu, aerodinamik verimlilik açısından avantaj sağlarken, soğutma sistemi tasarımında yapılan kapsamlı küçültme çalışmalarını da gösteriyor.
Yan kutunun şekli ise, Mercedes’in 2022’deki ‘zero-pod’ konseptini doğrudan benimsemek yerine, havayı iki kanala ayıran bir tasarım sunuyor: Üst kanal havayı tabanın arkasına ve difüzöre yönlendirirken, çok küçük alt kanal ise havayı taban kenarına itiyor ve ön lastik girdabının dışarı atılmasını kolaylaştırıyor. Paketleme o kadar sıkı ki, yan darbe yapısı (SIS) dışarı taşmış durumda; bu da Red Bull’un RB22’de kullandığı bir çözüm. Bu yapı, yan taraftaki hava akışının ayrılmasını önlemek için küçük girdaplar oluşturuyor.
Tabanda yapılan değişiklikler de dikkat çekiyor. Arka bölümde, dış kenarı kıvrımlı iki üçgen katlanmış eleman yer alıyor. Bu, alt kısımda ‘fare deliğine’ hava yönlendiren küçük bir kanal oluştururken, şekillendirilmiş kenar da arka lastiklerin ürettiği türbülansı dışarı itiyor.
R26’nın Barselona’daki shakedown testlerinden bu yana öne çıkan son büyük yeniliği ise arka kanat DRS sistemi. Audi mühendisleri, arka kanadın döndüğü pivot noktasını endplate üzerindeki desteklerin ortasına yerleştirdi ve böylece kanat ortadan ikiye açılıyor: Üst flap geriye doğru hareket ederken, ikinci flap yukarı kalkıyor. Bu tasarım, hem benzersizliğiyle hem de arka kanat çevresindeki hava akışının detaylı analizine dayanmasıyla dikkat çekiyor.
Takım patronu Jonathan Wheatley, bu cesur teknik tercihler hakkında şunları söyledi: “Aracı erken bir aşamada bir araya getirdik. Bu yüzden ilk aşamada araca uygun bir aerodinamik paket tanımladık. Şu an elimizdeki sofistike paketle kıyaslandığında oldukça ilkel kalıyor.” Wheatley ayrıca, “Aracı pistte koşturduk, kilometre yaptık, sürekli öğreniyoruz. Bu teknik düzenlemelere son derece iddialı bir yaklaşımla yaklaştık,” ifadelerini kullandı.
Audi, Start Prosedüründe Neden Zorluk Yaşıyor?
Tüm bu teknik yeniliklere rağmen, R26’nın diğerlerine kıyasla önemli bir zayıflığı var: Start prosedürü. Bahreyn’deki ikinci test haftasında Audi pilotlarının deneme startlarında ciddi sorunlar yaşadığı ve debriyaj bırakıldığında aracın stop ettiği görüldü.
Bu sorun hem güç ünitesiyle hem de yeni nesil araçlarla bağlantılı. Önceki dönemde MGU-H, turboyu elektrikli olarak sürekli şarjlı tutuyordu. Ancak MGU-H’nin kaldırılmasıyla birlikte, pilotların turboyu manuel olarak şarj edebilmek için motor devrini daha uzun süre yüksek tutması gerekiyor. Bu nedenle FIA, gridde son pilot ile ışıkların yanması arasında fazladan 5 saniye süre tanıyacak. Bahreyn’de ise Audi’nin gaz kesme anında ciddi şekilde zorlandığı, bunun da yanlış ayar veya turbonun şarj edilmesi için daha fazla zamana ihtiyaç duyulmasından kaynaklandığı düşünülüyor.
Bu açıdan bakıldığında, en büyük avantaj Ferrari’de gibi görünüyor. Ferrari’nin güç ünitesi, çok küçük bir türbin sayesinde hızlıca tam şarja ulaşabiliyor ve startta ciddi bir avantaj sağlıyor.
Sonuç olarak, Audi’nin Formula 1’deki ilk sezonu olumlu bir izlenim bıraktı. Takım, yeni teknik düzenlemelere karşı olumlu ve analitik bir yaklaşım sergiledi. Ancak üretici olarak önlerinde hâlâ uzun bir yol var; çözülmesi gereken birçok küçük sorun ve sistemlerin daha iyi anlaşılmasıyla ortaya çıkacak ek performans potansiyeli bulunuyor. Tüm bunların ötesinde, Melbourne’deki ilk yarışta Audi’nin griddin neresinde yer alacağı büyük merak konusu. Gösterdikleri dayanıklılık ve istikrar, heyecan verici bir ilk yarış için takıma önemli bir avantaj sağlayabilir.
Kaynak: GP Blog // https://www.gpblog.com/en/tech/f1-tech-audi-fears-problems-at-the-start-of-their-first-race


