Max Verstappen’ın Japonya Grand Prix’sinde bir basın toplantısında bir gazeteciyi dışarı çıkarması, Formula 1 pilotları ile medya arasındaki ilişkilere yeniden dikkat çekti.
Olayın ardından yaşanan tartışmalarda, Verstappen’ın bu davranışının doğru olup olmadığı konusunda görüşler ikiye ayrıldı. Kimileri, Verstappen’ın bu kadar aleni bir şekilde hareket etmesini eleştirirken, bazıları ise pilotun tamamen haklı olduğunu, asıl hatanın başka yerde olduğunu savundu.
Ancak herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir gerçek vardı: Bu, bir pilot ile bir gazeteci arasında yaşanan ilk gerilim değildi ve muhtemelen son da olmayacak. Pilotlar ile medya arasındaki ilişkiler zaman zaman dalgalanıyor ve çeşitli nedenlerle tansiyon yükselebiliyor. Bazen eleştiriler, bazen zor sorular, bazen de pilotların kamuoyuna yansıtılmasını istemediği gerçeklerin yazılması bu gerilimi tetikleyebiliyor.
Geçtiğimiz hafta sonu, The Race ekibi, Suzuka’da Williams ile birlikte 1996’daki şampiyonluğunun 30. yılını kutlayan Damon Hill ile pilotlar ve medya arasındaki ilişkilerin yıllar içindeki değişimi üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi.
İyisi ve Kötüsü
Damon Hill, Formula 1 kariyerinde medyayla yaşadığı olumlu ve olumsuz deneyimlerle bu konuda konuşmaya en yetkin isimlerden biri. Hill’in olumlu anılarından biri, şampiyonluğunu kazandıktan sonraki gün Tokyo’ya giden Shinkansen hızlı treninde Fleet Street gazetecileriyle kutlama yapmasıydı. Hill, “Onlar çok eğleniyordu. Aslında insan şampiyonluğu takım arkadaşlarıyla kutlamak ister ama ben Fleet Street ile kutlamak zorunda kaldım!” diyerek o günü gülümseyerek hatırlıyor.
Ancak Hill, aynı gazetecilerden oldukça sert başlıklarla da karşılaştı. 1995 Büyük Britanya Grand Prix’sinde Michael Schumacher ile yaşadığı temas sonrası, takım patronu Frank Williams’ın ağır eleştirilerinin ardından, İngiliz basını Hill’i “ahmak” olarak nitelemiş ve manşetlere taşımıştı.
Sosyal medyanın olmadığı o dönemde, pilotlar ile basın arasındaki etkileşim bugünkü gibi değildi. İyi haberler genellikle daha yakın ilişkilerle aktarılırken, pistte işler yolunda gitmediğinde zor sorular ve sert eleştiriler de eksik olmuyordu. Hill, “Fleet Street ekibini gerçekten çok severdim. Kulağa garip geliyor olabilir çünkü bazen çok ağır ve sarsıcı başlıklar atarlardı. Ama onlar tanıdık yüzlerdi ve hikayemi aktarabilmemin tek yoluydu,” ifadelerini kullandı.
Damon Hill’in kendisinin de padokta gazeteciyle yaşadığı bir gerilim olmuştu. 1996 Almanya Grand Prix’si öncesinde Autosport dergisinde Andrew Benson imzalı “Hill koltuğunu kaybediyor mu?” başlıklı bir haber yayınlandı. Benson, kaynaklarına güveniyordu ve haberin doğruluğu daha sonra ortaya çıkacaktı, ancak Hill o dönemde hiçbir şey bilmiyordu ve Hockenheim’da Benson’dan Williams motorhome’unu terk etmesini istedi.
Hill, “Autosport’un kapağındaydı ve bana göre sadece bir varsayımdı. Sonra Frank bana bunun saçmalık olmadığını söyledi. Ben de Max Verstappen gibi davrandım ve Andrew’a ‘Buradan çıkabilirsin, burada hoş karşılanmıyorsun’ dedim. Zavallı Andrew hemen dışarı çıktı. Ama doğru olduğunu biliyordu ve ben de gerçeği öğrenmek için biraz araştırma yapmak zorunda kaldım,” dedi.
Farklı Bir Bakış Açısı
Hill, o dönemlerde çok önemli görünen olaylara şimdi gülümseyerek bakabiliyor. Ancak medyanın yaklaşımını ve iyi bir pilot-medya ilişkisinin değerini, Sky Sports’ta yorumculuk yapana kadar tam anlamıyla kavrayamadığını belirtiyor.
Hill, “Gerçekten de Sky’da çalışmayı Formula 1’e girmeden önce yapmış olmayı isterdim çünkü bakış açısı kazandırıyor. Şu anda, Max’in burada bir gazeteciyi basın toplantısından çıkarmasının ardından konuşuyoruz. Eğer pilotlar bu sporun haber tarafında çalışmanın nasıl bir şey olduğunu bilselerdi, bazı şeylerle başa çıkmakta çok daha donanımlı olurlardı. Ama elbette bunu onlardan bekleyemezsiniz. Benim anlamam da uzun sürdü. Bu işin çok önemli bir parçası olduğunu anlamak zaman alıyor,” ifadelerini kullandı.
Hill, “Başarısız olmanın, baskı altında olmanın ve spot ışıkları altında söyleyeceğiniz şeylerin hedeflerinize ulaşmanızı nasıl etkileyebileceğini anlamak gerekiyor. İlk başta Sky’da pilotları eleştirmekten çekiniyordum. Baskı oluşturan kişi olmak istemiyordum. Ama burası yetişkinlerin dünyası ve sonunda gerçeklerle yüzleşebilmeleri gerekiyor,” dedi.
İyisi ve Kötüsü
Hill, padokta yaşanan tartışmalar ve sert manşetlerin olumsuz yanlarına rağmen, bu baskının aynı zamanda heyecan verici olduğunu kabul ediyor.
Bir medya fırtınasının ortasında olmanın nasıl bir his olduğu sorulduğunda Hill, “Bilmiyorum, umarım siz de yaşamazsınız ya da belki yaşarsınız çünkü birçok açıdan harika. Hikayenin merkezindesiniz ve hayatınızın en önemli zamanını yaşadığınızı biliyorsunuz. Nasıl davranmanız gerektiğini biliyorsunuz. Söylediğiniz ve yaptığınız her şeyin doğru olması gerekiyor. Herkes başbakan olsaydı ne yapacağını hayal eder. Ama sonunda söylediklerinizin hayatınızı etkilediği bir konumda olduğunuzda, bu birçok açıdan değerli bir fırsat,” dedi.
Hill, medyanın eleştirilerinin ya da olumsuz haberlerin her zaman kolay olmadığını ancak bunların Formula 1’in ekosisteminin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Ona göre, bunlar olmadan her şey “sıkıcı” bir halkla ilişkiler çalışmasına döner.
Hill, “Endişem şu ki, Formula 1 bir iş olarak kamuoyundaki imajı konusunda çok hassas. Takımlar da öyle, çünkü iyi haberler istiyorlar. Ama sürekli iyi haberler çok sıkıcı olur. Ayrıca, iyi haber olmadan kötü haber de olmaz. Bu işin yin ve yang’ı. Liberty ile birlikte F1 elçisi olarak, sorunları ve çatlakları yumuşatmaya çok önem verdiklerini biliyorum ama sporu heyecanlı kılan risklerdir. Bu insanları baskı altında, spot ışıkları altında izliyoruz ve çoğu kişi ‘Her gün işe gitsem ve yaptığım her şey dünya çapında haber olsa nasıl başa çıkardım?’ diye düşünüyor. İşte bu, bu sporu bu kadar etkileyici kılıyor. İnsanlar bunu yapıyor ve bu gerçekten zor. Herkes yargılanıyor ve göz önünde,” ifadelerini kullandı.
Hill, son olarak Fernando Alonso’nun Drive to Survive belgeselinde söylediği bir sözü örnek gösterdi: “Eğer gerçekle yüzleşemiyorsan, yanlış yerdesin.”
Damon Hill’in görüşlerinin tamamını ve daha fazlasını, “The Undercut” ve “Stay on Track” isimli yeni podcast serilerinde izleyebilir veya dinleyebilirsiniz.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/f1-stars-vs-the-media-a-champions-theories/


