Formula 1’in Bahreyn ve Suudi Arabistan Grand Prix’lerinin iptalinin an meselesi olduğu ve resmi açıklamanın bu hafta sonu yapılmasının beklendiği öğrenildi. Bu gelişme, 2026 takviminde alışılmadık bir boşluk oluşmasına yol açtı.
F1 yönetimi, Orta Doğu’daki İran savaşıyla ilgili gelişmeleri bekleyerek yarışların devam etmesi için bir fırsat doğup doğmayacağını görmek istedi. Ancak bölgede tansiyonun düşmemesi nedeniyle bu mümkün olmadı.
İki yarışın kaybedilmesi, F1 ve takımlar açısından lojistikten finansal konulara ve teknik düzenlemelere kadar birçok alanda önemli sonuçlar doğuracak.
Yedeksiz Azaltılmış Takvim
Bahreyn ve Suudi Arabistan yarışlarının iptaliyle, 29 Mart’taki Japonya GP’sinden Miami GP haftasında (3 Mayıs) pist üstü aksiyonun başlayacağı güne kadar tam 33 gün boyunca pistte hiçbir etkinlik olmayacak.
Takvimde Miami ve Kanada GP’leri arasında da üç haftalık bir boşluk bulunduğundan, yedi haftada yalnızca bir yarış gerçekleştirilecek.
F1 yönetimi, takvimi olabildiğince çok yarışla genişletmek için yoğun çaba harcasa da, Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın yerine yeni yarış eklememe kararı aldı.
İlk bakışta bu karar, F1’in COVID-19 pandemisinde sergilediği yaklaşımın tam tersi gibi görünebilir. O dönemde F1, küresel spor dünyasında öncü olarak 17 yarışlık bir takvim oluşturmuştu.
Ancak şu anda koşullar ve motivasyonlar farklı. Pandemi döneminde, büyük bütçeli TV anlaşmaları çerçevesinde taahhüt edilen minimum yarış sayısını karşılamak için bir takvim oluşturulması zorunluydu.

Bu kez ise 2026 sezonu için 22 yarış zaten kesinleşmiş durumda ve TV sözleşmeleri karşılanmış olacak. Dolayısıyla finansal açıdan yeni yarış eklemeye gerek duyulmuyor.
F1 yönetimi, oluşan boşluğu doldurmak için Imola, Portimao ve İstanbul gibi alternatif pistlerde yarış düzenlemeyi; ayrıca Japonya’da art arda iki yarış yapmayı değerlendirdi.
Ancak Japonya’daki iki yarış fikrinden, Avustralya-Çin-Japonya üçlüsünün ardından seyahat eden personelin bir hafta daha evlerinden uzak kalacağı gerekçesiyle vazgeçildi.
Avrupa’da yarış düzenlemek lojistik açıdan mümkün olsa da (her ne kadar zor olsa da), getirisi sınırlı olacaktı.
Yarış organizasyon ücretleri oldukça düşük, hatta sıfıra yakın olacaktı. Dolayısıyla, bu yarışların F1 ve takımlar için maddi açıdan anlamlı bir katkısı olmayacaktı.
Takımların toplam ticari hak gelirindeki azalmadan kaynaklanacak kayıpları ise, iki yarışın atlanması nedeniyle oluşacak daha düşük masraflar kısmen telafi edecek.
Sonuç olarak, Bahreyn ve Suudi Arabistan yarışları gerçekleşmezse, F1 yönetimi uzun bir ara vermeye karar verdi.
Bu kadar uzun bir boşluk, takımların 2026 araçlarıyla ilgili daha fazla veri toplamak için test yapması açısından fırsat gibi görünse de, şu aşamada böyle bir test planı gündeme alınmadı.
Finansal Etki
Yarış organizasyon ücretleri açısından önemli gelir sağlayan Bahreyn ve Suudi Arabistan GP’lerinin (toplamda yaklaşık 100 milyon dolar) kaybı, F1’deki tüm paydaşlar tarafından hissedilecek.
Takımlar açısından bakıldığında, F1’in toplam kârının yaklaşık yarısını ödül parası olarak paylaştıkları için, bu iptal her bir takım için birkaç milyon dolarlık kayıp anlamına geliyor.
Avustralya GP’sinde konuşan Haas takım patronu Ayao Komatsu, finansal etkinin tam olarak hesaplanmadığını ancak göz ardı edilemeyecek boyutta olduğunu belirtti.
Komatsu, “En iyi senaryoda bile bu kayıp ihmal edilemez. En kötü senaryoda ise önemli bir etki yaratır demem ama dikkate değer bir etki olur,” ifadelerini kullandı.
Her ne kadar ödül parası kaybı takımlar için istenmeyen bir durum olsa da, bu gelir kaybının bir kısmı, iki yarışa katılmamanın getireceği daha düşük seyahat ve operasyon maliyetleriyle kısmen dengelenecek.
İptal edilen yarışlar sayesinde, güç ünitesi kullanımında daha az kilometre yapılacak ve yedek parça ihtiyacı da azalacak.
Araba Geliştirme Fırsatı
Bahreyn ve Suudi Arabistan yarışlarının takvimden çıkarılması, takımların 2026 geliştirme planlarını doğrudan etkileyecek ve birçok ekip için fırsat olarak değerlendirilecek.
Avustralya GP’sinde İran savaşı kaynaklı belirsizlik ortaya çıkınca, birçok takım yeni parçaların üretim kararını takvimin netleşmesine kadar erteledi.
Sonuçta, gerçekleşmeyecek bir Bahreyn yarışı için yeni parça üretmek yerine, iki haftalık ek geliştirme süresiyle daha verimli bir ürün ortaya çıkarmak daha mantıklı hale geldi.
Takvimdeki bu dört haftalık boşluk, takımlara 3 Mayıs Miami GP’sini bir sonraki önemli geliştirme hedefi olarak belirleme fırsatı sunacak.
Bu süreçte, birçok takımın üzerinde çalıştığı aerodinamik güncellemeler veya Williams’ın özellikle odaklandığı ağırlık azaltma gibi alanlarda ilerleme sağlanabilecek.
Ayrıca güç ünitesi yönetimi ve stratejileri üzerine de daha fazla çalışma yapılabilecek.
F1 takımlarının zorluklarla baş etme konusundaki yetkinliği göz önüne alındığında, iki yarışın kaybının yaratacağı karmaşa, ekipler için büyük bir stres kaynağı olmayacak.
Audi takım patronu Jonathan Wheatley, “Bu işin en büyük taraflarından biri lojistik. Sadece parçalar değil, aynı zamanda insanları da dünyanın dört bir yanına taşımak. Takımlar bu konuda çok iyiler. Sadece yolda bir tümsek. Böyle bir durum olursa, çözülür. Açıkçası ciddi bir sorun görmüyorum,” dedi.
Güç Ünitesi Geliştirme Etkisi
Bahreyn ve Suudi Arabistan yarışlarının kaybı, takvime bağlı bazı teknik düzenlemelerde de değişiklik gerektirecek.
Bazı kurallar belirli tarihlere dayalı olarak uygulanırken – örneğin aerodinamik test kısıtlamaları, rüzgar tüneli geliştirmelerinde takımlara kaydırmalı bir ölçek sunuyor – bazıları ise belirli yarış sayılarına bağlı.
Bunlardan biri de, güç ünitesi üreticilerinin geride kalması durumunda ek geliştirme ve güncelleme hakkı tanıyan F1’in yeni Ek Geliştirme ve Güncelleme Fırsatları (ADUO) uygulaması. Bu hak, şu anda altıncı, 12., 18. ve 24. yarışlardan sonra devreye giriyor.
Yılın dört eşit parçaya bölünmesi esasına dayanan bu sistem, iki yarışın kaybıyla birlikte yarış sayılarında değişiklik gerektiriyor.
Teorik olarak, altıncı yarışın ardından (Mayıs’taki Miami GP) yeni güç ünitesi güncellemesi getirme hakkı, şimdi Monaco GP’den (7 Haziran) sonraya sarkacak.
Bu durum, ön gruba hızla yaklaşmak isteyen üreticiler için ideal olmayacak.
The Race’in edindiği bilgilere göre, FIA içinde bu potansiyel sorunla ilgili görüşmeler sürüyor ve ilk ek geliştirme hakkının Miami GP civarına çekilmesi için düzenleme yapılması bekleniyor.
Temel prensip, sezonun eşit parçalara bölünmesi olarak kalacak. Bu nedenle, kurallara belirli takvim tarihleri eklenmesi veya yarış numaralarının öne çekilmesi söz konusu olabilir.
Güç ünitesiyle ilgili değişmeyecek tek unsur ise, yeni sıkıştırma oranı kontrollerinin 1 Haziran’da devreye girecek olması. Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın kaybı, bu alanda avantaj sağlayan takımların eski kontrollerle yarışabileceği iki etkinliğin kaybedilmesi anlamına geliyor.
Personel İçin Nefes Alma Fırsatı
2025 sezonunun geç bitmesi ve 2026 testlerinin erken başlaması nedeniyle, takımlar için oldukça zorlu bir kış dönemi geride kaldı. Bu nedenle, dört haftalık ara, seyahat eden personel için adeta bir mola niteliği taşıyor.
Mevcut araçların kış boyunca hazırlanmasındaki zorluklar nedeniyle birçok çalışan yalnızca zorunlu Noel haftasında izin yapabildi ve o tarihten bu yana yoğun tempoyla çalıştı.
Nisan ayındaki bu ara, yaz veya kış arası gibi fabrikaların kapalı olduğu dönemler olmasa da, en azından bazı personelin Miami GP öncesinde dinlenme fırsatı bulmasını sağlayacak.
Takım çalışanlarının büyük çoğunluğu, bir süreliğine yollarda olmamaktan ve biraz olsun dinlenmekten memnun olacak.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/five-consequences-of-f1s-double-race-cancellation/


