Red Bull-Ford Ortaklığında 2026 İçin Farklı Tonlar: Büyük Hedefler ve Gerçekçi Beklentiler
Red Bull Racing’in Detroit’te gerçekleştirdiği lansmanda, Ford destekli yeni güç ünitesi projesiyle ilgili verilen mesajlar dikkat çekici bir şekilde farklılık gösterdi. Ford’un yönetim kurulu başkanı ve şirketin kurucusu Henry Ford’un torunu Bill Ford, Red Bull-Ford iş birliğinin tarihi bir başarıya imza atacağını iddialı sözlerle ifade etti. Ford, sahnede yaptığı konuşmada, “Birlikte durdurulamaz olacağız,” diyerek Red Bull-Ford ittifakının motor sporları tarihinde iz bırakacağını vurguladı.
Ancak hemen ardından Red Bull takım patronu Laurent Mekies, projenin mevcut durumu hakkında daha temkinli bir değerlendirme yaptı ve önlerinde zorlu bir süreç olduğunu belirtti. Mekies, “Gerçekten sıra dışı bir zorlukla karşı karşıyayız ve bunun bir parçası olmaktan büyük bir ayrıcalık duyuyoruz. Elbette bazı baş ağrıları ve uykusuz geceler olacak. Ama esasen bizi besleyen de bu,” ifadelerini kullandı.
İki farklı yaklaşım gibi görünen bu açıklamalar, aslında zamanlamaya bağlı bir perspektif farkını ortaya koyuyor. Kısa vadede, Red Bull’un 2026’da güç ünitesi üreticisi olarak yola çıkacağı ilk dönemin zorlu geçmesi bekleniyor. Ancak Milton Keynes’teki Red Bull kampüsünde perde arkasında yürütülen çalışmalar, projenin başlangıç noktası ve potansiyeli konusunda ekipte önemli bir özgüvenin bulunduğunu gösteriyor.
Özel Olarak Tasarlanan Bir Proje
Red Bull Powertrains’in teknik direktörü Ben Hodgkinson’ın sezon lansmanına katılmak yerine fabrikada çalışmayı tercih etmesi, projeye verilen önemi gözler önüne serdi. Red Bull’un üst düzey yöneticileri lansmanda sahnedeyken, Hodgkinson ise gece boyunca dinamometre tesisinde altıncı nesil Red Bull güç ünitesini Barselona yarış simülasyonlarında test ediyordu.
Hodgkinson, Red Bull’a transfer edilen ilk motor mühendislerinden biri olarak, şampiyonluk kazanan bir güç ünitesi üreticisinin nasıl olması gerektiği konusunda sahip olduğu bilgi birikimiyle sürecin doğru şekilde ilerlediğini belirtti. Red Bull Powertrains’in, 2026’daki yeni teknik kurallara özel olarak kurulmasının, yaklaşık 700 kişilik ekibe büyük bir avantaj sağladığını vurguladı.
Hodgkinson, “İlk olarak bana bu fırsat sunulduğunda, her şeyin boş bir sayfa olması fikrini çok sevdim; sadece güç ünitesi değil, tüm şirket. Kuralları bildiğimiz için bu yapıyı özel olarak tasarlayabildik ve bu gerçekten harika bir fırsattı. Bunu bir avantaja çevirmem gerekiyordu,” dedi.
Red Bull, yeni kuralların izin verdiği ölçüde tesislerini ve ekipmanlarını en verimli şekilde oluştururken, bu süreçte bazı beklenmedik avantajlar da elde etti. Hodgkinson, cesur ve iddialı bir proje ortaya koymanın, aynı vizyona sahip mühendisleri ve çalışanları ekibe çektiğini belirtti. “Eğer bu kasıtlı olsaydı dahiyane olurdu ama biraz da tesadüf oldu. Cesur bir proje ortaya koyarsanız, sadece cesur ve yenilikçi insanlar bu projeye katılır. Daha temkinli olanlar ise yerlerinde kalır. Böylece ekibe katılanlar Red Bull kültürüne tam uyum sağladı ve bu inovasyon hızımızı artırdı,” ifadelerini kullandı.
Gelişim İçin Büyük Alan
Hodgkinson, Red Bull’un potansiyelini en üst düzeye çıkarmasının zaman alacağını ve ilk etapta en büyük zorluğun, Barselona’daki ilk testte güvenilir bir güç ünitesi sunmak olduğunu söyledi. Mercedes’teki önceki tecrübesine atıfta bulunan Hodgkinson, 2014 yılında birçok takımın aracı piste çıkarmakta zorlandığını, ancak sezonu domine eden takımın sorunsuz şekilde tur üstüne tur atabildiğini hatırlattı. “Pist kenarındaki ekibe ve pilotlara sorunsuz bir başlangıç sunmak asıl hedefimiz,” dedi.
Güvenilirlik dışında, Red Bull’un güç ünitesinin performans açısından nerede olacağı henüz bilinmiyor. Mekies de lansmanda, diğer üreticilerle hemen eşit seviyede olunmasının gerçekçi bir beklenti olmadığını vurguladı. Ancak tamamen yeni kuralların sunduğu fırsatlar, Red Bull’a gelişim için büyük bir alan sağlıyor.
Red Bull’un teknik direktörü Pierre Wache, yeni kuralların en büyük avantajının, takıma aracı geliştirme kapasitesi kazandırmak olduğunu belirtti. “Yeni kurallarda sahip olduğumuz ana fırsat, takımın aracı geliştirme kapasitesini artırmak,” dedi.
Red Bull, tarihinde ilk kez tüm paketin kontrolünü elinde bulundurmanın avantajını yaşıyor. Artık şasi gereksinimlerini, harici bir güç ünitesi tedarikçisine göre uyarlamak yerine, güç ünitesinin mimarisini şasiyle tam uyumlu şekilde tasarlayabiliyor. Red Bull Powertrains’in başmühendisi Phil Prew, “Güç ünitesinin mimarisini, şasiyle ve aerodinamik hedeflerle tam uyumlu olacak şekilde belirledik. Bu çalışma, projenin en başından itibaren şasi ekibiyle birlikte yürütüldü,” ifadelerini kullandı.
Hodgkinson, güç ünitesi ve şasi ekiplerinin aynı kampüste çalışmasının, başarı için kritik önemde olduğunu düşünüyor. Mercedes’in Brackley’deki takım merkezi ile Brixworth’taki motor fabrikası arasındaki mesafeye dikkat çeken Hodgkinson, “Burada olmamın nedenlerinden biri de buydu. Güç ünitesi ve şasinin aynı kampüste geliştirilmesi başarı için ideal bir ortam. Gerçek zamanlı kararlar almak, tedarikçiyle aranızda 50 kilometre bile olsa çok farklı oluyor,” dedi.
Hodgkinson, yeni turbo hibrit kurallarının devreye girmesiyle birlikte motor performansında büyük değişimler yaşanacağını öngörüyor. “27 yıldır yarış motorları tasarlıyorum ve son teknik kurallarda bile her yıl büyük bir gelişim kaydedildi. On yıl boyunca her yıl yaklaşık yarım saniye ilerleme sağlandı. Benim işim, hiçbir zaman ‘mükemmel’ diye bir şey olmadığını bilmek ve her zaman daha iyisini yapmak,” dedi.
Sonuç olarak, Bill Ford’un iyimser yaklaşımı ile Red Bull’un temkinli tavrı arasındaki dengeyi sağlayan unsurun, zaman faktörü olduğu görülüyor. Projede yer alan tüm isimler, Red Bull’un zirveye ulaşacak potansiyele sahip olduğuna inanıyor; asıl soru ise bunun ne zaman gerçekleşeceği. Mekies, “Kendimize ait küçük bir tarih yazmak için buradayız. Zorluklarla geleceğini biliyoruz, fakat bunun için buradayız,” diyerek sürecin önemine dikkat çekti.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/unstoppable-red-bull-ford-mixed-messaging-isnt-what-it-seems/

