Kahramanlarla çalışmak çoğu zaman tavsiye edilmez. Ancak Sam Bird için bu durum farklıydı; zira Bird, 2010-2013 yılları arasında Michael Schumacher’in Formula 1’e dönüş yaptığı Mercedes döneminde onun yanında yer aldı.
2010 yılında ART Grand Prix ile GP2’de çaylak sezonunu geçiren Bird, yalnızca bir ana yarış galibiyeti elde etti. Ancak mücadeleci sürüşleriyle, özellikle Barcelona’da ön kanat değişiminin ardından ilk 10’a tırmandığı performansıyla pek çok hayran kazandı.
O gün onu izleyenler arasında Mercedes takım menajeri Ron Meadows da vardı. Meadows, Bird’ü karting günlerinden, kendi oğlu Michael’ın rakibi olduğu dönemden tanıyordu. Eylül ayında Monza’daki GP2 yarışının ardından Meadows, Bird’ü arayarak sezon sonunda Yas Marina’da yapılacak Formula 1 çaylak testine katılmak isteyip istemediğini sordu.
Bird bu teklifi hemen kabul etti ve o testte Sergio Perez, Daniel Ricciardo ve Jules Bianchi gibi dönemin F1 adayı isimleriyle aynı pistte başarılı bir performans sergiledi. O gün pistte ayrıca, ileride Formula E’de rakibi olacağı Antonio Felix da Costa (Force India), Jean-Eric Vergne (Toro Rosso), Oliver Turvey (McLaren) ve Bird’ün McLaren’daki sportif menajeri Gary Paffett de McLaren F1 aracıyla yer alıyordu.

Mercedes ile elde ettiği bu fırsat ve ardından gelen test pilotluğu anlaşması, Bird için yalnızca Formula 1 basamaklarını tırmanmak adına önemli değildi; aynı zamanda en büyük yarış idolü Schumacher ile yakın bir ilişki kurmasını sağladı.
Yedi kez dünya şampiyonu Schumacher’in Mercedes ile spora dönüş yaptığı bu dönemde Bird, ilk başlarda ona büyük bir hayranlıkla yaklaştı. Ancak ikili arasında kısa sürede güçlü bir dostluk gelişti – üstelik ilk ciddi tanışmaları oldukça komikti.
Bird, The Race’e verdiği demeçte, “Monaco’daki yardım maçında futbol oynarken onu daha önce görmüştüm. Ama bir anda kendimi Abu Dhabi’de yeni Mercedes kıyafetimle, takım üyesi olarak ilk toplantıma girmeye hazırlanırken buldum. Ancak öncesinde tuvalete gitmem gerekti. Girdim, kapı yeşildi, açtım ve karşımda Michael’ı hiç beklemediğim bir şekilde buldum!” ifadelerini kullandı.
“Toplantıda Ross Brawn, ‘Herkese duyuruyorum, genç Sam Bird aramıza katıldı, bu hafta sonu bizimle olacak, çaylak günlerinde ve yedek pilot olarak görev alacak. Lütfen kendisini hoş karşılayın. Eğer bulamazsanız, tuvaletin önünde olacaktır’ dedi.”
“Michael bunu Ross ile ayarlamıştı ve böylece buzlar eridi. Toplantıdan sonra yanıma gelip sarıldı ve ‘Takıma hoş geldin’ dedi.”
Bu olaydan sonra Bird ve Schumacher arasında yakın bir bağ oluştu. Bird, “Bu ilişki benim için çok değerliydi; çünkü Michael gerçekten çok cömert bir insandı” dedi.
Schumacher’in insan ilişkilerindeki başarısı, iç çevresinde bilinen bir özellikti. Bird ise bu özelliğin birlikte çalıştıkları birkaç yıl boyunca sürekli öne çıktığını belirtti.
Bird, “Takımı etrafında toplama ve istediği takımı şekillendirme konusundaki yeteneği olağanüstüydü. Onu kariyerinin sonuna doğru izledim; o dönem 40’larının başındaydı ve elindeki araç da çok rekabetçi değildi. Ama yine de, 2012 Monaco’da attığı tur gibi, ham hızının parladığı anlar vardı. O tur, cezası olmasaydı Schumacher’e pole pozisyonunu getirecekti ve gerçekten etkileyiciydi.” dedi.
“Nico [Rosberg] mühendislerle çalışmada, araçtan performans çıkarmada, özellikle yazılım tarafında çok iyiydi. Ancak Michael’ın insan ilişkileri olağanüstüydü ve bu yönüyle takımdan çok şey almayı başardı.”
Schumacher’in bu yeteneği, takım ve araçla ilgili her detaya büyük bir titizlikle yaklaşmasında kendini gösteriyordu. 2012’de, Schumacher’in son Formula 1 sezonunda yaşanan bir olay bunu tam anlamıyla özetliyor.

Bird, “2012’nin Eylül ayında yapılan çaylak testinde ben sürüyordum. Sabahın erken saatlerinde Michael beni aradı ve ‘Sabah çocukları okula bırakacağım, sonra Magny Cours’a geleceğim’ dedi. O gün ilk kez deneyeceğimiz Coanda etkili egzoz sistemine çok ilgi duyuyordu; sadece dinlemek istemedi, bizzat görmek istedi.” dedi.
“Jeti sabah 9.30’da indi, ben pistten çıkmaya hazırlanırken Michael ve babam birlikte piste geldiler – bu gerçekten tuhaftı – ve egzozun araca etkisini incelemeye başladılar. Birkaç saat kaldıktan sonra çocukları okuldan almak için ayrıldı.”
Bird, Mercedes yıllarında Schumacher’in sürüş stilini yakından gözlemleme ve analiz etme şansı da buldu. Bu sayede, Schumacher’in kariyerinin son dönemindeki pratik sürüş tarzına dair ilginç bir tablo çiziyor.
Bird, “Michael fren pedalında çok hassastı ve aracı döndürüp tekrar gaz vermek isterdi. Bu yüzden çekiş kontrol alanında çok iyiydi. Aracı çok erken döndürebiliyor ve ardından hızla gaz verebiliyordu. Sistemleri kullanarak virajlardan çok iyi çıkışlar elde ediyordu.” dedi.
“Refleksleri çok hassastı. Lewis’in [Hamilton] verilerine baktığımda, frenleme şekilleri hep çok temiz ve kusursuzdu. Michael’ın verileri aynı değildi; frenleme eğrilerinde dalgalanmalar vardı, arka tarafı besliyor, aracı hareket ettiriyor ve bu konuda çok hassas davranıyordu.”
Genç Bird için Schumacher’i yakından izlemek, ilerideki kariyeri için önemli beceriler kazandırdı. Bird, 2013’te GP2 şampiyonluğunun eşiğine geldi ve ardından Formula E ile Dünya Dayanıklılık Şampiyonası’nda önemli bir isim haline geldi. Bird’ün kariyerinde 12 E-Prix galibiyeti ve 2015 LMP2 şampiyonluğu bulunuyor.
Bird, “Michael’dan öğrendiğim en önemli şey, takım içindeki insanlarla ilişkiler kurmaktı. Ayrıca, soru sormaktan çekinmemek gerektiğini gördüm. Michael bir konuda emin değilse, mühendislere sorardı: ‘Burayı nasıl geliştirebilirim? Şu virajda veya fren noktasında neyi değiştirebilirim?’” dedi.

“Hiçbir zaman ‘Ben yedi kez dünya şampiyonuyum, her şeyi bilirim’ tavrı olmadı. Kendini geliştirmek ve becerilerini daha da ileri taşımak için her zaman çabaladı.”
Bu yaklaşım, Bird’ün başarılı bir profesyonel yarış pilotu olmasında büyük rol oynadı. Bird, bugün Nissan’ın Formula E yedek pilotu olarak kariyerine devam ediyor. Aradan geçen 15 yılın ardından Bird, bu deneyimi asla hafife almadığını belirtiyor.
Bird, Schumacher için “Onu hiçbir zaman yüzüne karşı bir idol olarak görmedim; ama içten içe öyleydi. Onun çevresindeyken, ne kadar iyi bir insan olduğunu görüyordunuz. Onunla çalışmak benim için büyük bir şans ve ayrıcalıktı. Bazı insanlar kahramanlarıyla tanışınca hayal kırıklığı yaşar. Ben ise kahramanımla çalıştım ve o, gerçekten en iyisiydi.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/hidden-side-of-michael-schumacher-that-his-second-f1-stint-revealed/


