Paul Ricard’da geçtiğimiz ay düzenlenen etkinlikte Liberty Global CEO’su Mike Fries’in Formula E takım patronları, pilotları ve basın mensuplarına yaptığı açıklamalar, padokta şaşkınlıkla karşılandı. Fries, Liberty Media Corporation’a, yani Formula 1’in sahibi olan şirkete hitaben, “Formula 1’deki kuzenlerime bir mesajım var,” diyerek sözlerine başladı.
Fries, “Yarı yolda kalmakla tarih yazılmaz,” ifadelerini kullanarak, F1’in 2026 kurallarıyla geçmeyi planladığı yüzde 50 içten yanmalı motor ve yüzde 50 elektrikli güç ünitesi dengesine açık bir gönderme yaptı. Fries, “Yarı elektrikli motor mu? Unutun gitsin. Bu bir Frankenstein! Tamamen elektrikli olmak tek yol,” şeklinde konuştu. “Bu araç, Gen5 ve Gen6 ile artık bu bir yarış değil, bitti; bu şampiyona [Formula E] sadece yukarıya doğru gidiyor. Biz bu işe tamamen bağlıyız.”
Bu iddialı açıklamalardan birkaç hafta sonra, Formula 1 yönetimi elektrikli güç ünitesi yaklaşımında değişikliğe giderek, içten yanmalı motor ile elektrikli güç ünitesi arasındaki yüzde 50/50 oranından vazgeçip, içten yanmalı motorun lehine yüzde 60/40’lık bir dengeye geçilmesi yönünde karar aldı. Bu değişiklikle, içten yanmalı motor gücünün artırılması ve batarya üzerindeki yükün azaltılmasıyla Formula 1’de daha geleneksel, tam gaz yarışların teşvik edilmesi amaçlanıyor.
Formula 1’deki bu “Dr. Frankenstein” hamleleri, Formula E cephesinde dikkatle takip edilirken, Formula E CEO’su Jeff Dodds bu konuda kamuoyuna karşı yapıcı bir tutum sergiledi. Dodds, Monaco’da The Race’e verdiği demeçte, “Bir şeyleri değiştirmek için özgüven gerekir. Kolay olan, ‘Ne yapalım, böyle, dört yıl böyle gidecek, kabullenelim, savunalım ve inatla devam edelim’ demek olurdu. Bunu yapmadılar. Bu yüzden esneklik gösterdikleri için onları tebrik ediyorum,” ifadelerini kullandı.
Formula E’de şu anda büyük bir iyimserlik hâkim. Elektrikli mühendislikteki gelişmelerin, özellikle tork dağıtımı, katı hal bataryalar ve çekiş artırıcı yazılımlar sayesinde yakın gelecekte Formula 1’i geride bırakacağına dair bir inanç var. Her ne kadar Stellantis ve Porsche gibi Formula E üreticileri, yol otomobili projelerinde elektrikli öngörülerini bir miktar geri çekmiş olsalar da, Formula E yönetimi Gen4 ile birlikte parlak bir gelecekten emin.
Dodds, “Bugün elimizdeki teknolojiyle en hızlı yarış aracını üretmemiz istense, içten yanmalı bir araç yapmazdık,” diyerek şöyle devam etti: “Belki gürültü, hissiyat, o titreşim ve tarih nedeniyle isterdik. Ama gideceğimiz teknoloji modern elektrikli teknoloji olurdu. Hibrit bir araca gitmezdik, çünkü hibrit daha fazla maliyet ve karmaşıklık getiriyor. Bütün bu sistemleri tek bir araca koyup çalıştırmaya çalışmak, işte bugün Formula 1’in yaşadığı durum bu.”
Dodds, Formula 1 hakkında doğrudan eleştirel bir dil kullanmaktan kaçınırken, uluslararası tek koltuklu yarışların küresel konumuna dair, Formula E’nin birkaç hamle önde olduğunu ve gelecekte büyük bir avantaj yakalayabileceğini düşünüyor. Dodds, “Sürdürülebilir yakıtlarla yarışan bir içten yanmalı seri ile burada son teknoloji elektrikli araçlarla yarışan yenilikçi bir seri olması kötü bir şey değil. Ayrıca WEC ve IndyCar gibi hibrit kullanan seriler de var. Bu sonuç bence kötü değil,” dedi.
F1’in Değişen Motor Kuralları Hakkında Pilotların Görüşleri
F1’de tecrübe edinmiş ve Formula E’de başarılı kariyerler inşa etmiş birçok pilot, Monaco’da The Race’e Formula 1’in yüzde 50/50 elektrikli güç ünitesi kararından vazgeçmesini değerlendirdi.
Felipe Drugovich
Andretti Formula E pilotu, eski Aston Martin F1 yedek pilotu
Drugovich, “Bence bu karar, şampiyonanın saf özünden biraz uzaklaştı. Formula E çok daha fazla verimlilik odaklı, Formula 1 ise bu kadar verimlilik üzerine kurulu olmamalı. Güç ünitesi tarafını bir kenara bırakırsak, bu yıl araç sürüş açısından çok keyifli ve pilotlar da bundan memnun görünüyor. Yeni değişikliklerle yarışmak ve sürmek de biraz daha iyi hale gelmiş gibi. Sıralama turlarında enerji turu atmak zorunda olmaları ise bana biraz garip geliyor, bizde bile yok bu. Her serinin kendi amacı var ve bence taraftarların da seriden seriye ne bekleyeceğini anlaması gerekiyor. Formula 1 biraz fazla elektrikli yöne kaydı. Ama mesele elektrikli olup olmaması değil; yarışların amacı ne, verimlilik mi yoksa tamamen sınırları zorlamak mı? Şu anda biraz yanlış değerlendirilmiş durumda, ama mevcut durum bu,” ifadelerini kullandı.
Nyck de Vries
2021 Formula E şampiyonu, eski Williams/AlphaTauri F1 pilotu
De Vries, “Bence şampiyona olarak, şampiyonada yer alanların ve taraftarların görüşlerini dinleyip ona göre hareket etmeleri doğru bir adım. Ellerindeki mevcut duruma göre uyum sağladılar. Tabii ki her şeyi bir anda değiştiremezler, ama her zaman uyarlama yolları vardır. Bence tamamen mantıklı. Ben de hissettim ki, bazen gazdan geç çıkmanın bir sonraki düzlükte avantaj getirmesi yapay görünüyordu. Temel sorun, bu unsurun fazla ön plana çıkması ve doğal olmayan bir yarış ortamı oluşturmasıydı. Yani, çocukluktan beri alışık olduğumuz yarış prensiplerine karşı yarışıyormuşsunuz gibi oluyordu,” dedi.
Sébastien Buemi
Envision Formula E pilotu, eski Toro Rosso F1 pilotu
Buemi, “Bence artık daha doğal olacak, anlaması ve ilişkilendirmesi daha kolay hale gelecek. O kadar yüksek güçten sonra büyük enerji geri kazanımları televizyonda normal görünmüyordu. Değişiklik büyük oldu. Doğru dengeyi bulmak her zaman zordur. Yüzde 5 fazla mı, az mı? Bataryalarının çok küçük olması da büyük bir kısıtlamaydı. Aynı batarya, daha az enerji ve daha az güçle yarış biraz daha normal olacak. Çok iyi bir hamle mi, bilmiyorum. Bence biraz zayıflattılar, göreceğiz. Ama doğru yönde bir adım gibi duruyor,” değerlendirmesini yaptı.
Formula E, Monaco’da F1 Yıldızlarını Neden Kullandı?
Geçtiğimiz hafta sonu Monaco’da nereye bakılsa bir Formula 1 pilotu görmek mümkündü. Bu durum şaşırtıcı değildi; zira bazıları pistin beş dakika uzağında yaşıyor. Formula E organizasyonu ve bazı Formula E pilotları da, ortak menajerler veya arkadaşlıklar nedeniyle F1 pilotlarını davet etti. Formula E gridinin neredeyse yarısı artık Monaco’da ikamet ediyor.
Formula E, F1 dünya şampiyonu Lando Norris’in yanı sıra Nico Hülkenberg, Gabriel Bortoleto ve Carlos Sainz (hatta Christian Horner) gibi isimlerle temas kurarak, F1’in popülerliğinden faydalanma ve Gen4 heyecanını hafta sonu boyunca zirveye taşıma fırsatını değerlendirdi. Herkes bu ilgiden memnun görünse de, daha dikkatli gözler Formula E yıldızlarının gölgede kalıp kalmadığını sorgulamaya başladı.
Formula E, pilot kalitesi açısından F1 ile başa baş durumda. Hatta derinlik açısından daha güçlü olduğu bile öne sürülüyor. Her iki seride de çalışmış mühendisler, Formula E pilotlarının en azından F1’in orta grubu ile eşdeğer olduğunu belirtiyor. Ancak Formula E, bunu yeterince ön plana çıkarmıyor. F1 ile kıyaslanmaktan hoşlanmadığını söylerken, tanıtımda F1 yıldızlarını bu kadar öne çıkarması, kendi pilotlarının profil ve yıldızlık açısından yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Gen4 döneminde Formula E’nin kendi pilotlarını daha fazla öne çıkaracağı bir tanıtım hamlesi bekleniyor. İlginç bir şekilde, Formula E, F1 pilotlarının da Gen4 aracı denemesi için kapılarını açıyor. Tüm F1 pilotları bu yıl gayriresmî olarak Gen4 aracı denemeye davet edildi. Birkaç tanesi bu fırsatı değerlendirebilir. Ancak Formula E için F1 pilotları her şey demek değil.
Formula E, son derece karmaşık araçlarla olağanüstü işler başaran kendi pilot havuzunu geliştirdi. Ancak Buemi ve Jean-Eric Vergne gibi eski F1’den başarılı örnekler kadar, Felipe Massa veya Esteban Gutierrez gibi uyum sağlamakta zorlanan isimler de oldu. Formula E’ye gelen bir F1 pilotunun, uluslararası motor sporlarının en zorlu kategorilerinden birinde başarılı olabilmek için ciddi bir adaptasyon sürecine ihtiyacı olduğu bir kez daha görülüyor.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-e/what-formula-e-makes-of-f1s-2027-shift-why-its-using-it-for-promo/

