1. Anasayfa
  2. F1

Russell ve Piastri, 2026 Formula 1 Kurallarıyla Neden Zorluk Yaşıyor?

Russell ve Piastri, 2026 Formula 1 Kurallarıyla Neden Zorluk Yaşıyor?
0
TRF1.net'i Google'da tercih edilen F1 ve Motor Sporları Haber Kaynağı olarak ekler misiniz?

Madring’de gerçekleştirilen sıralama turlarının son Q3 denemesinde, George Russell ilk iki sektörde Mercedes takım arkadaşı Kimi Antonelli’nin yalnızca 0.1 saniye gerisindeydi. Ancak tur sonunda bu fark iki ondalık saniye daha açıldı. Russell, ilk iki sektörde ortalama yarım ondalık saniye kaybederken, son sektörde bu değer dört katına çıktı.

Russell’ın arka lastikleri, üçüncü sektördeki art arda gelen 90 derecelik virajlarda aşırı ısındı. Bu sorun, esasen tur boyunca lastiklerini nasıl kullandığıyla doğrudan bağlantılıydı.

TRF1.net'in Android - IOS mobil uygulamasını indirdiniz mi?

Bu durum, Russell’ın hafta sonunu da özetledi. Farklı bir stratejiyle yarışan Antonelli’nin ardından yarım dakikadan fazla geride beşinci sırada finiş gördü.

Bu tablo, Russell’ın 2026 sezonunu da adeta sembolize ediyor. Sekiz yıllık Formula 1 kariyerinin en zayıf sezonunu, sonunda şampiyonluk seviyesinde bir araca sahip olduğu dönemde yaşıyor.

Yarış sonrasında, bu sezon yaşadığı zorlukların nedenlerini değerlendiren Russell, sorunun temelinde kendi doğal sürüş tarzı ile 2026 jenerasyonu araç ve lastiklerinin gereksinimleri arasındaki uyumsuzluğun yattığını belirtti.

“Geçen yıl [Oscar] Piastri’nin Lando [Norris]’e karşı rekabetçiliğine, Charles [Leclerc]’in Lewis [Hamilton]’a karşı performansına ve hatta Max [Verstappen]’in önceki dönemde takım arkadaşlarına karşı üstünlüğüne baktığınızda, bu sezon oldukça ilginç bir tablo var,” dedi Russell.

“Bu yıl ben, Charles, Oscar; takım arkadaşlarımıza kıyasla çok daha fazla zorluk yaşıyoruz. Max’in takım arkadaşları ise son altı yılda kimsenin olmadığı kadar ona yakın. Hepimizin sürüş tarzları birbirine oldukça benziyor.

“Bu sezon çok iyi performans gösteren pilotlar – Kimi, Lewis, Lando – ise oldukça benzer sürüş tarzlarına sahip. Dolayısıyla, bu araçla ve bu lastiklerle eğilimler çok net.”

Araç ve lastiklerin Russell ile Piastri’nin yaşadığı zorluklarda neredeyse kesin bir nedensellik ilişkisi bulunuyor. Her iki pilot da viraja girişte direksiyonu geç ve oldukça keskin bir şekilde çevirerek, ağırlık transferi yerine direksiyon hareketine daha fazla güveniyor ve frenaj ile viraj alma arasında çok az örtüşme bırakıyor.

Bu teknik, yüksek yol tutuşuna sahip ve yere basma kuvveti yüksek araçlarda çok iyi çalışabiliyor. Ancak yol tutuşu azaldıkça etkisi de azalıyor.

2026 araçlarında azalan yere basma kuvveti ve lastik tutuşu, bu tekniğin sorun yaratmaya başladığı pistlerdeki eşik noktasını yukarı çekti; yani artık bu sürüş tarzıyla uyumlu olmayan pist sayısı arttı.

Ayrıca, bu sürüş tarzının dezavantajı, enerji yönetimi gereksinimleriyle birleşince daha da artıyor. Viraja girişte yeterli ivmeyi koruyamazsanız, batarya daha fazla dolum yapıyor ve bu da düzlüklerde enerji dağıtımının daha kısa sürmesine yol açıyor. Russell ve Piastri, sezon boyunca bu konuda sıkıntılar yaşadı.

Ancak Russell’ın yaptığı karşılaştırma, Verstappen ve Leclerc’i kıyaslarken geçerliliğini yitiriyor; çünkü her iki pilotun sürüş tarzı da birbirinden ve Russell ile Piastri’den tamamen farklı.

Verstappen, griddeki en geniş beceri yelpazesine sahip pilotlardan biri. Tercihi, ön tarafı çok güçlü olan bir araç; böylece viraj dönüşünü minimum direksiyon hareketiyle sağlayabiliyor. Viraj çıkışında ortaya çıkan doğal arka kaymayı ise direksiyon, fren ve gaz pedalıyla hassas bir şekilde kontrol edebiliyor.

Şu anki Red Bull RB22 gibi araçlar, düşük ve orta hızlı viraj girişlerinde önden kayma eğilimindeyse, Verstappen’in bu yeteneğiyle elde ettiği tur zamanı avantajı azalıyor. Diğer araçların performans profili, bu kurallar altında “burun üzerinde” dengeli bir aracın mümkün olduğunu gösteriyor. Ancak Red Bull bunu sağlayamadı.

Leclerc ise genellikle viraj dönüşünü fren, gaz ve direksiyon arasında enerjik bir dengeyle, bolca örtüşme kullanarak sağlıyor. Bu stil, kısa virajlarda çok etkili; çünkü hızlı dönüşün getirdiği dezavantajlar virajın ilerleyen kısmında hissedilmiyor. Monaco, Bakü ve Red Bull Ring gibi pistlerde muhtemelen en hızlı pilot o. Ancak Şanghay ve Hungaroring gibi uzun virajlı pistlerde, aracın başta istemediği dönüşü zorlamasının bedelini virajın devamında ödüyor. 2026 kurallarıyla gelen enerji yönetimi gereksinimleri, bu tip sürüş hilelerinin neredeyse işlevsiz kalmasına yol açtı. Yine de Leclerc son derece hızlı bir pilot olarak öne çıkıyor.

Antonelli, Norris ve Hamilton da oldukça kendine özgü ve uyumlu sürüş tarzlarına sahip.

Özellikle Hamilton’ın, yere etkili aerodinami döneminde yaşadığı zorlukların ardından yeni jenerasyon araca uyum sağlaması, sezonun en dikkat çekici pilot performanslarından biri oldu.

Genel olarak Hamilton, viraj girişlerinde aracı Leclerc’e göre daha düz ve sakin tutuyor; bu da bazı viraj tiplerinde birinin diğerine üstünlük sağlamasına yol açıyor. Gerektiğinde frenajda çok geç davranabiliyor ancak bunu ön aksı fazla zorlamadan, yumuşak bir şekilde birleştiriyor. Ferrari’nin yere basma kuvveti dengesi de bu stili çok iyi çalışır hale getiriyor.

Antonelli ve Norris ise mühendislik ekipleriyle birlikte bu araçların inceliklerini anlamak için çok çalıştı ve sürüşlerine enerji yönetimine özel yeni özellikler eklediler. Antonelli’nin gaz pedalını kullanımı oldukça ayırt edici; frenajda enerji toplama sürecini en üst düzeye çıkarmaya odaklanıyor ve kısmi gazda bu enerjiyi boşa harcamıyor.

Antonelli’nin direksiyon hareketleri son derece akıcı; viraj girişinde yol tutuşunu büyük bir hassasiyet ve güvenle ölçüyor, böylece viraj boyunca neredeyse hiç düzeltme gerekmiyor. Bu, Russell ile arasındaki en belirgin farklardan biri. Yüksek yol tutuşunda Russell’ın geç giriş/büyük direksiyon açısı yaklaşımını rahatlıkla uygulayabiliyor; ancak bunun en iyi taktik olmadığı anları daha iyi fark ediyor.

Norris ise her zaman aracın önünü kademeli olarak yüklemekte çok başarılı; mevcut yol tutuşuna göre gereken her çizgiyi alabiliyor. Verstappen’de olduğu gibi, araç önden kaymaya meyilli olduğunda bu stilin etkinliği azalıyor; ancak Norris, viraja daha sığ bir açıyla ve daha geriden girerek (özellikle Budapeşte’de serbest antrenmanda düşük yol tutuşunda görüldüğü gibi), çıkışta ön lastikler tutuş kazandığında direksiyon açısı daha az olduğu için ani kaymalar yaşamıyor.

Norris, kendi sürüş tarzının belirleyici bir fark yaratmadığını düşünüyor:

“Bu aracın benim sürüş tarzıma uygun olduğunu söyleyemem,” diyor Norris. “Sürüş tarzımın avantajı, daha iyi uyum sağlayabilmem. Tek bir stilin işe yaradığını düşünmüyorum ve Kimi ile aynı şekilde sürmüyorum… Gücüm, farklı sürüş tarzlarına uyum sağlayabilmem.

“Geçen yıl sezon başında [araç] Oscar’a biraz daha uygundu. Benim avantajım ise daha iyi adapte olup sonunda nasıl daha iyi sürebileceğimi anlamamdı. Bu yüzden sezonun ikinci yarısı benim için daha iyi geçti.

“Bu yıl? Aracı geçen yıla kıyasla kesinlikle bambaşka şekilde kullanıyoruz, neredeyse %1 bile aynı değil. Yani mesele tamamen uyum sağlamak.”

Sonuç olarak Russell (ve Piastri) uyum sağlamak zorunda. Çünkü araçlar onlara göre şekillenmiyor.

Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/true-impact-of-driving-styles-on-f1-2026-top-drivers/

Türkçe F1 ve Motor sporları haberlerini en hızlı hazırlayan TRF1.net editörü.

Yazarın Profili