Max Verstappen’ın Bahreyn’deki testlerde Perşembe günü yaptığı olumsuz açıklamalar, bu nesil araçların enerji yönetimi gereksinimlerinin ortaya çıkardığı ve “yarış karşıtı” olarak nitelendirdiği rekabet tarzına dair memnuniyetsizliğini açıkça ortaya koydu. Lewis Hamilton’dan gelen benzer açıklamaların ardından, Formula 1’in en yüksek profilli iki pilotunun bu mesajları, F1’in ticari yönetimi tarafından tercih edilecek türden bir söylem değil.
Bir anlamda bu durum, pilotların devasa ticari yapıların pazarlama taleplerine boyun eğmediğini gösterdiği için tazeleyici olarak değerlendirilebilir. Ancak buraya gelinmesinin temelinde tamamen ticari kaygılar yatıyor.
Enerji Yönetimi ve Yeni Nesil Araçlar
Verstappen ve Hamilton’ın eleştirdiği, viraj girişleri ve çıkışlarında enerji tasarrufu yapıp, düzlüklerde enerji kullanımı için yapılan takaslar, neredeyse %50 elektrikli ve %50 içten yanmalı motor birleşimiyle oluşturulan güç ünitesi mimarisi ve önceki ERS-H teknolojisinin kaldırılması kararının bir sonucu. Bu karar, Formula 1’e yeni otomotiv firmalarını çekmek ve mevcut üreticileri elde tutmak amacıyla alınmıştı. Otomotiv endüstrisinin elektrifikasyona yönelmesi ve 2014-2025 dönemi için geliştirilen karmaşık, Formula 1’e özgü hibrit teknolojinin yeni üreticiler için fazla karmaşık ve sektörel olarak alakasız görülmesi, bu değişikliğin ana motivasyonu oldu.
Büyük bataryalar ve ERS-H olmadan tasarlanan yeni nesil güç üniteleri, içten yanmalı motorun bataryayı şarj etmek için bir jeneratör gibi kullanılmasını gerektiriyor. Bu durum, pilotlar üzerinde büyük bir karmaşıklık ve baskı oluştururken, geleneksel olarak virajlara daha yüksek hızla girerek rakiplerden hızlı olma becerisinden uzaklaşılıp, batarya enerjisinin düzlüğe saklanması ve akıllıca kullanılması gerekliliğini öne çıkarıyor. Geleneksel pilotaj talepleriyle yeni nesil talepler birbirine tamamen zıt.
Regülasyonların Arka Planı ve Sonuçları
Pilotlar bu deneyimi ilk kez yaşıyor olsa da, bu durumun yıllar önce bu düzenlemeler oluşturulurken bilindiği belirtiliyor. Ancak Formula 1’in seçtiği yön buydu. Büyük bataryalar ve sınırlı enerji geri kazanımı gibi ciddi enerji açlığı sorunlarıyla yarışılabilir bir araç üretmenin zorluğu düşünüldüğünde, regülatörler ve F1 mühendisleri, otomotiv sektörünün talepleri doğrultusunda belirlenen bu engelli parkurda mevcut araçları ortaya çıkarmakta büyük bir başarıya imza attı. Sektörün istediği yönde ilerlerken karşılaşılan zorluklar, bugünkü araçların ortaya çıkmasına yol açtı.
Sonuç olarak, şu anki araçlar, pilotlardan beklenen yetenekler ve taraftarlar açısından cazibesi bakımından yapısal olarak kusurlu olarak nitelendirilebilir. Ancak durum çok daha kötü olabilirdi.
F1’in Geleceği ve Taraftarların Rolü
Bu noktada, Formula 1’in otomotiv üreticilerinin isteklerini takip etmesi gerekip gerekmediği sorusu gündeme geliyor. Otomotiv sektörünün geleceği tam elektrikli, sürücüsüz ve evsel kullanıma yönelik araçlara doğru ilerlerken, sportif cazibenin geri planda kalması riski bulunuyor.
Yeni dönemin taraftarlar tarafından nasıl karşılanacağı ve bu karşılamanın en yüksek profilli pilotların görüşlerinden ne kadar etkileneceği, mevcut regülasyonların ardından Formula 1’in gideceği yönü belirlemede kritik rol oynayacak. Daha küçük bataryalara (ya da hiç batarya olmamasına) dönüş mü olacak? Geleneksel pilotaj taleplerine geri mi dönülecek? Yoksa taraftarlar bu değerlerden uzaklaşacak mı? Ve bu süreçte Verstappen’i başka bir seriye mi kaybedecek?
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/f1-2026-cars-could-have-been-even-more-flawed-than-verstappen-thinks/

