Alpine’in yönetici danışmanı ve fiili takım patronu Flavio Briatore, The Race Business’ın ‘In Conversation With…’ serisinin son konuğu oldu. The Race’in kurucu ortağı Darren Cox’un gerçekleştirdiği röportajda Briatore, Team Enstone’un 80 milyon dolarlık bir değerlemeden 3,5 milyar dolarlık bir değere nasıl ulaştığını, Pierre Gasly’ye ne kadar yüksek bir değer biçtiğini, neden 24 sprint yarışı olması gerektiğini düşündüğünü ve “çok kötü bir fikri” 150 milyon dolarlık bir ana sponsorluğa nasıl dönüştürdüğünü anlattı.
Darren Cox’un, Formula 1’in belki de en açık sözlü takım patronuyla birebir yaptığı bu özel röportaj deneyimine dair yorumu ise şöyle:
“Flavio burada olduğunda, yeniden bir yarış takımı olduğumuzu hissediyorum.”
Team Enstone’un uzun yıllardır görev yapan resepsiyonistiyle tesadüfi karşılaşmam, Flavio Briatore hakkında daha fazla bilgi edinmemi ve yapacağımız sohbet için ilave bir bağlam kazanmamı sağladı.
Bu sohbet, beklenildiği üzere Schumacher, Alonso, Bernie Ecclestone, ‘T-shirt üreticileri’ ve kazanmak üzerineydi; ancak şaşırtıcı şekilde Donald Trump, takım değerlemeleri, pizzalar ve ısıtılmış çorba gibi konulara da değindi.
Günümüzde, isimsiz şirketler ya da yatırım fonları tarafından sahip olunan ve 1000’den fazla çalışanı olan Formula 1 takımlarında, fabrikadaki personelin gerçekten bir yarış takımı için çalıştıklarına dair hisleri zaman zaman oldukça zayıf olabiliyor.
Daha önce Renault’da çalışmış biri olarak, üst düzey Fransız yöneticilerin nasıl algılandığını da biliyorum.
Ve açıkçası, onlar yarışçı olarak görülmezlerdi.
Resepsiyonistler, torna ustaları, idari personel, rüzgar tüneli mühendisi, hatta insan kaynakları (belki insan kaynakları hariç) kendilerini gerçek bir yarış takımının parçası olarak hissederlerse, bir işletmeye büyük katma değer sağlayabilirler.
Flavio Briatore’nin Enstone’a getirdiği ilk şeyin de kesinlikle bu olduğu görülüyor.
Kendi ifadeleriyle, her zaman “kazanmak, dünyayı turlamak değil” hedeflenmeli.
Ayrıca net bir düşünce yapısı da getiriyor. Bu düşünceleri beğenseniz de beğenmeseniz de, onun için fark etmiyor; düşüncelerinde net ve kendinden emin. Yaklaşık bir saat süren sohbetimizde beni en çok etkileyen şey de buydu. Oysa başta bu görüşmenin 30 dakikadan uzun sürmeyeceği söylenmişti.
Bu sohbetin ardından, yaş ilerledikçe kendi net düşünce yapımın ve özgüvenimin azaldığını düşündüm. Belki de artık daha fazla şey biliyor ve daha çok şeyi değerlendirmek zorunda kalıyorum ya da kötü kararlarımın olası sonuçlarının daha fazla farkındayım. Sebebi ne olursa olsun, gençliğimdeki o bilinçsiz cesaret kaybolmuş durumda.
Flavio, benden 24 yaş büyük ve artık fiziksel olarak eskisi kadar hareketli olmasa da, özgüveninde ve görüşlerinde en ufak bir karmaşa yok; Alpine’i götürmek istediği yön de son derece net.
Formula 1’deki bunca yılın ardından, Benetton dönemindeki gibi padokta yenilikçi rolünün sona erdiğini düşünebilirsiniz. Ancak sohbetimizden anlaşılacağı üzere, durum bunun tam tersi.
Nitekim, sektörün öncüsü olan Gucci anlaşması tamamen onun fikriydi.
Benetton ve Gucci’nin Formula 1’deki benzerlikleri, doğal olarak konuşulan bir konuydu ve Briatore bu bağlantıları kurmaya oldukça istekliydi. Ancak bir istisna ile: Takımının bu versiyonunda, henüz Michael Schumacher veya Fernando Alonso ayarında bir pilot bulunmuyor. En azından şimdilik.
Pierre Gasly’ye övgüler yağdırsa da, sohbeti tekrar düşündüğümde bunun cevapsız bir soru olduğunu hissediyorum. Röportajda Briatore bu soruya yanıt verse de, kendi zihninde ve pist üstünde bu sorunun cevabı henüz netleşmiş değil.
Bu sohbetten sonra, Flavio Briatore’nin Benetton’daki pazarlama başarısını Gucci ile yeniden yaratacağından hiç şüphem yok; ancak resepsiyonistin Team Enstone’un gerçekten yeniden bir yarış takımı olduğu hissinin gelecek yıl pist üstünde de karşılık bulup bulmayacağı henüz bilinmiyor.
Her zaman olduğu gibi, Flavio’nun bu sürecin her iki yönünde de nasıl yol alacağını izlemek oldukça ilgi çekici olacak.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/what-i-learned-from-interviewing-f1-alpine-flavio-briatore/


