Lawson’ın Red Bull’daki İlk Gününden Öne Çıkanlar
Liam Lawson’ın Hollanda Grand Prix’si sprint sıralama turlarında takım arkadaşı Max Verstappen’in yalnızca 0.365 saniye gerisinde kalmasına rağmen hayal kırıklığı yaşaması, dikkat çekici bir detay olarak öne çıktı.
Lawson, yalnızca bir serbest antrenman ve simülatörde geçirdiği bir günün ardından, geçen yıl Red Bull ile yaşadığı zorlu iki yarışlık döneme kıyasla araca çok daha hakim bir görüntü sergiledi. Verstappen ile geçen yılki üç sıralama seansında oluşan farkın yarısından daha az bir farkla tur atmasına rağmen, bu sonuç aslında Lawson’ın gerçek performansını tam olarak yansıtmadı.
Sprint sıralama turlarının ikinci bölümünde (SQ2) elenerek yarınki sprint yarışına 11. sıradan başlama hakkı elde eden Lawson, bu sonucun önceki performanslarıyla uyumsuz olduğunu belirtti. Seansın ardından telsizden “Q2’de ne olduğunu hiç bilmiyorum” diyen Lawson, araçtan indikten sonra da durumu net bir şekilde açıklayamadı.
Lawson, SQ2’de yaşananlarla ilgili olarak, “Açıkçası tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. İlginç bir gün oldu ama genellikle sıralama turlarında tur zamanları gelişir. SQ1’e oldukça güçlü başladık fakat herkesin yaptığı gelişimi biz sağlayamadık. Elbette bunun nedenini inceleyeceğiz, bugün öğrenilecek çok şey var ama şu ana kadar araçta kendimi oldukça iyi hissettim. Sıralama boyunca kendimi iyi hissediyordum, devam edebileceğimizi düşünüyordum, bu yüzden üzücü,” ifadelerini kullandı.
Araca “iyi” hissetmek, Lawson için asıl önemli olan noktaydı. Serbest antrenmanda, 3. virajda pist kenarından izlenirken de oldukça rahat görünüyordu. Takım arkadaşı Max Verstappen’e kıyasla virajı daha temkinli alsa da, bu beklenen bir durumdu ve Lawson aracın kontrolünü elinde tutan bir görüntü çizdi.
En büyük sıkıntı, seansın sonunda attığı iki hızlı turda pist dışına taşarak aracın tabanını kerb üzerinde sürüklemesiydi.
Geçen yıl Çin’de Red Bull ile son kez piste çıktığında, ilk hızlı turunda çakıl havuzuna girerek araca alışmakta zorlanmıştı. Ancak bu hafta sonu, o görüntünün aksine çok daha kendinden emin bir performans sergiledi. Verstappen’in seviyesine ulaşamasa da, mevcut şartlar altında iyi bir başlangıç yaptı.
SQ1’de ise üç hızlı turunun ilki trafik nedeniyle yavaş kaldı. Son iki turunda ise daha etkili performans sergileyerek, seans sonunda Verstappen’in 0.165 saniye önünde altıncı sırada yer aldı.
Bu sonuç, SQ2 için beklentileri yükseltti. Red Bull’un zorluk yaşadığı bir günde dahi Lawson’ın ilk 10’a kalacak hıza sahip olduğu izlenimi oluştu. Ancak, SQ2’de elenip, normalde kendi aracında yarışan Yuki Tsunoda’nın yalnızca birkaç binde bir önünde yer alması hayal kırıklığı yarattı.
Sıralama turlarında pistin gelişimine ayak uydurmak önemli bir yetenek. Ancak araca yabancı olan bir pilot için bu eksiklik anlaşılabilir bir durum. SQ1 sonunda pit duvarına döndüğünde, Racing Bulls’ta ön kanat flap açısıyla ilgili yapılan ayarlamalardan bahsetti. Araç dengesinden memnun olduğunu ifade etti, ancak Red Bull’un hangi ayara yöneldiği telsiz bağlantısının kesilmesiyle dışarıya yansımadı. Pist tutuşu arttıkça ön kanada küçük bir açının eklenmesinin araca nasıl etki edeceği, araç tecrübesiyle gelişen bir bilgi. Lawson’ın bu deneyime sahip olmamasına rağmen hafta sonunun ilk gününde ortaya koyduğu performans, kalan seanslar için umut verdi.
Lawson, “Kesinlikle öyle. Elbette bunu düzeltmeye çalışacağız ve sıralama turları için bir araya getireceğiz. Bugün kesinlikle en üst sıralarda olma potansiyeline sahiptik, bu nedenle bu sonuç üzücü,” diye konuştu.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında, Lawson için sezonun bu bölümü iyi bir başlangıç anlamına geliyor. Ve bu, geçen yıl yaşananlardan çok daha iyi bir tablo çiziyor.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/liam-lawson-red-bull-f1-dutch-gp-zandvoort-friday/

