Ferrari ve takım patronu Fred Vasseur’ün geleceğiyle ilgili yeni spekülasyonlar gündemdeki yerini korurken, Christian Horner’ın Ferrari ile anılması dikkatleri yeniden Maranello’ya çevirdi. Peki, Horner’ı Ferrari’ye bağlayan bu söylentilerin arka planında ne var?
Spekülasyonların fitilini ateşleyen, Horner’ın The Times’a verdiği röportaj oldu. Horner, Ferrari’yi “Formula 1’in en büyük markası” ve “hayal edilen adres” olarak nitelendirirken, takımı bir “uyuyan dev” olarak tanımladı.
En dikkat çekici nokta ise Horner’ın, Formula 1’e dönüşü için daha önce vazgeçilmez gördüğü bir şartı yalnızca bir takım için esnetebileceğini belirtmesiydi: “Sadece bir takım için, takımda payım olmadan da görevi kabul edebilirim.”
Bu sözlerin ima ettiği takımın Ferrari olduğu düşünülse de, The Race’e konuşan kaynaklar bu iddiaların gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirtiyor.
Burada bağlam önemli. Söz konusu röportaj, Eylül ayı başında İtalya Grand Prix’si öncesinde, Horner’ın gelecek ay çıkacak kitabının tanıtımı için yayınevi aracılığıyla organize edilmişti. Röportajın doğrudan Horner’ın girişimiyle yapılmadığı ifade ediliyor.
Dolayısıyla, Horner’ın kamuoyuna açık şekilde Ferrari için adaylığını koyduğu düşünülmüyor.
Horner’ın uzun süredir Ferrari Başkanı John Elkann ile düzenli temas halinde olduğu biliniyor. Hatta Elkann, 2022 yazında Horner’ın evine giderek ona takım patronluğu teklif etmiş, ancak bu görev daha sonra Vasseur’e verilmişti. Buna rağmen, Horner ile Maranello’da bir görev için herhangi bir görüşme yapılmadığı belirtiliyor.
Horner’ın Ferrari’de takım patronluğunu üstlenme konusundaki çekinceleri ise devam ediyor. Bu sebeple, dört yıl önce Elkann’ın teklifini reddetmişti.
Horner Ne İster?
Horner’ın bakış açısından, teorik olarak Ferrari’de hisse sahibi olmadan bir rol üstlenmeyi kabul edebileceği ifade edilse de, onun için asıl kritik olanın yetki düzeyi olduğu vurgulanıyor.
Red Bull’da Horner takımda herhangi bir paya sahip olmasa da, CEO olarak tüm operasyonun kontrolünü elinde bulunduruyordu. Enerji içeceği devinin yarış bölümündeki pek çok önemli kararda merkezi bir rol üstlenmişti.
Pilot tercihleri, personel alımları, Red Bull ve Racing Bulls için sponsorluk anlaşmaları gibi konularda söz sahibiydi. Red Bull Powertrains ve yeni rüzgar tüneli gibi büyük yatırım projelerinde de onay mercii olarak kilit rol oynamıştı.
Horner’a göre, Red Bull’un Formula 1’de başarıya ulaşabilmesi için bu düzeyde bir kontrol şarttı.
Ancak, sahip olduğu bu geniş yetki alanı, zamanla Red Bull’daki konumunun sorgulanmasına da neden oldu. Şirketin Avusturyalı yönetimi, takımın “Horner Racing”e dönüşmesinden endişe ederek geri adım attı.
Horner, Formula 1’de başarıya ulaşmanın yolunun tam yetki sahibi olmaktan geçtiğine inanan bir yönetim anlayışına sahip. Onun gözünde, attığı her adımın üst yönetimden onay alması gereken bir yapı içinde başarı elde etmek mümkün değil.
Bu nedenle, Red Bull Racing’de hem CEO hem de takım patronu görevlerini bir arada yürütüyordu.
Ferrari, Horner’a İstediğini Verebilir mi?
Ferrari’de böylesine yetkili bir pozisyona gelmek, Elkann ve CEO Benedetto Vigna’nın tamamen farklı bir yaklaşım benimsemesini gerektiriyor.
Son yıllarda Ferrari’de yönetim yapısı oldukça katı bir şekilde sürdürüldü. Takım patronları Mattia Binotto (2019-22) ve Vasseur (2023-günümüz), Red Bull’daki Horner’ın sahip olduğu düzeyde bir kontrol alanına hiçbir zaman sahip olamadı.
Dolayısıyla, Elkann ve Vigna Horner’ı takımın başına getirmek isteseler dahi, Ferrari’nin işleyiş biçimini tamamen gözden geçirmeleri gerekecek.
Horner’ın talep edeceği yetki seviyesi, Ferrari’de belki de en son Jean Todt döneminde, Michael Schumacher’li şampiyonluk yıllarında görülmüştü.
Ancak Ferrari’de değişim, sadece Elkann ve Vigna’nın tam yetkiyi devretmesiyle sınırlı değil. Maranello’daki Ferrari operasyonunun, bu kadar farklı bir yönetim tarzını kabul edip etmeyeceği de büyük bir soru işareti.
Formula 1’in en köklü takımı olan Ferrari, onlarca yılda oluşan kendine özgü bir kültüre sahip ve bu da zaman zaman kontrolü zor iç çekişmelere yol açabiliyor.
Vasseur, görevdeki ilk günlerinde bu kültürel zorluklarla yüzleşmek zorunda kaldığını açıkça ifade etmişti.
Personelin, sürekli suçlanma korkusuyla hareket etmek yerine, risk almaktan çekinmemesi için çaba harcadığını belirtmişti.
Ayrıca, Maranello’daki personelden İtalyan medyasına bilgi sızdırılmasından da rahatsızlık duyduğunu, bunun rakiplerin elini güçlendirdiğini düşünüyordu.
Ferrari ve çalışanları üzerindeki medya baskısı ise Formula 1’de eşi benzeri olmayan bir düzeyde. Yapılan her hamle yakından inceleniyor ve bu haberler fabrika duvarlarının içine de yansıyor. Vasseur, personeli bu baskıdan olabildiğince izole etmeye çalışıyor.
Ancak, Horner’ın bir gün Ferrari’ye gelmesi halinde, Maranello’nun böylesine köklü bir değişime ne kadar açık olacağı öngörülemiyor ve bu durum, Horner’ın projeyi kabul edip etmeyeceğinde belirleyici olabilir.
Horner, Ferrari’ye gitmesi halinde, takımı ileriye taşıyacağına inandığı isimleri etrafında toplamak isteyecektir. Bu da mevcut personel arasında huzursuzluk yaratabilir.
Değişime direnç gösterilmesi halinde, Maranello’da oluşacak klikler, ilerlemenin önünde ciddi bir engel teşkil edebilir.
Sonuç olarak, Horner takımda pay sahibi olmadan Ferrari’de görev almayı teorik olarak kabul etse de, projenin kendi yönetim tarzına uygun olacağına ikna olması için çok sayıda unsurun değişmesi gerekiyor.
The Times röportajında Horner’ın söylediği dikkat çekici bir ifade de, “Bir noktada, bir takımın rekabetçiliği, diğer tüm egosal meselelerin önüne geçer” şeklindeydi. Horner, kendisinin herhangi bir takım için hem “çözüm” hem de “sorun” olabileceğinin farkında olduğunu belirtti.
Vasseur Üzerindeki Baskı
Horner’ın açıklamaları padokta dedikoduları alevlendirirken, Vasseur üzerindeki baskıyı da artırdı.
Vasseur’ün liderliği, İtalya GP’si sonrası Lewis Hamilton’ın Ferrari’de değişim için sorumluluğun Vasseur’de olduğunu belirtmesiyle yeniden tartışmaya açıldı.
Bazı İtalyan medya kuruluşları, Hamilton’ın bu mesajını, takım yönetiminde taze kan çağrısı olarak yorumladı. Ancak Hamilton, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Takımımdaki hiçbir kişinin değiştirilmesini asla talep etmedim” diyerek bu iddiaları yalanladı.
Bunun yanı sıra, padokta birkaç yarıştır Ferrari’nin sezon sonunda değişiklik yapmayı planladığına dair söylentiler dolaşıyor.
Geçtiğimiz hafta sonu Azerbaycan GP’sinin ardından The Race’in, hakkındaki söylentilerin kendisini ve Ferrari’yi nasıl etkilediğini sorması üzerine Vasseur, “Mükemmel bir huzur ortamında çalışmıyoruz” diyerek, “bu durumun sinir bozucu olduğunu” ve “soruların %50’sinin geleceğimle ilgili olduğunu” ifade etti.
Vasseur, geleceğiyle ilgili spekülasyonların farkında olduğunu, ancak Ferrari takım patronu olmanın bu tür söylentileri beraberinde getirdiğinin de bilincinde olduğunu söyledi.
Daha önce de, görevini kaybetme riskiyle ilgili haberler çıkmış, Ferrari ise 2025’in ortasında Vasseur’e çok yıllık yeni bir kontrat vermişti.
Vasseur, söylentilerin kolay kolay sona ermeyeceğini biliyor. Ancak, dedikoduları susturmanın tek yolunun Ferrari’nin pist üstünde daha iyi sonuçlar almasını sağlamak olduğunun da farkında.
The Race’in, artan spekülasyonlara rağmen mücadeleye devam edip etmeyeceğini sorması üzerine Vasseur, “Kesinlikle. Motor sporları benim hayatım, işim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Elbette. Burada işimi yapmak için varım. Dünyanın en iyi işine sahibim. Ama, durum böyle. Önümüzde yedi yarış daha var ve son viraja kadar mücadele edeceğim.” dedi.
Vasseur ayrıca, artan söylentilerle ilgili “Bu benim elimde değil” diyerek, topun şu anda tamamen Elkann ve Vigna’da olduğunu vurguladı. Yöneticiler, Vasseur’ün neler yapabileceğini ve Horner’ın kırmızı çizgilerini iyi biliyor. Ferrari’yi Formula 1’in zirvesine taşımak için hangi yolu seçeceklerine karar vermek onların elinde.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/christian-horner-to-ferrari-f1-rumours-whats-really-going-on/
