Wurz, Ruanda F1 pistinin tek görselde görünmeyen ayrıntılarını anlattı

Wurz, Ruanda F1 pistinin tek görselde görünmeyen ayrıntılarını anlattı

0
TRF1.net'i Google'da tercih edilen F1 ve Motor Sporları Haber Kaynağı olarak ekler misiniz?

“Kitabı kapağına bakarak yargılamayın” sözünü Formula 1 dünyasına uyarlarsak, pistlerin başarılı ya da başarısız sayılması yalnızca bilgisayarda hazırlanmış görsellere bakılarak yapılmamalı.

Kâğıt üzerinde güzel görünen çizgiler, bir pistin yarış için iyi olacağını garanti etmez.

TRF1.net'in Android - IOS mobil uygulamasını indirdiniz mi?

Aynı şekilde Spa’daki Eau Rouge, Suzuka’daki Degner virajları ve hatta yeni Madring’deki La Monumental gibi pilotlar için olağanüstü heyecan veren virajlar, ekrandan bakıldığında basit görünür.

Pist görsellerinin verdiği izlenimle pist inşa edildiğinde ortaya çıkan gerçeklik arasındaki fark, Ruanda’daki yeni F1 pistinin tasarımının açıklanmasının ardından son günlerde gündemde.

2030’ların başından itibaren Afrika Grand Prix’sine ev sahipliği yapacak Kigali yakınlarındaki yeni Rise Motordrome pistinin yayımlanan tek görseli, taraftarlardan karışık tepkiler aldı. Bunda, pist düzeninin önemli unsurlarının görselde yer almamasının da payı olduğu düşünülüyor.

Bu durum, pistin sollama için iyi olup olmayacağı tartışmasını kaçınılmaz olarak başlattı.

Yıllardır projede çalışan ve pistte simülatörde binlerce tur atan pist tasarımcısı Alex Wurz, ortaya konan işten memnun. Wurz’a göre, sezonun tur başına en büyük yükseklik farkına sahip olacak pistin birçok ayrıntısı bu görselden anlaşılamıyor.

Wurz, The Race’e, “Size küçük bir fikir vermek için söyleyeyim: 2. virajda yüksek hızla inişe geçiyoruz. Eğim tam olarak yüzde 10,8. Ardından yüzde 12 eğimli bir viraja, yoğun bir sıkışmayla giriyoruz ve sonra yüzde 14’lük yokuş yukarı çıkıyoruz; yalnızca gökyüzünü göreceksiniz. Virajın sonuna doğru yüzde 12’lik eğim önce yüzde 6’ya, sonra yüzde 4’e düşüyor. Simülatörde bu tam anlamıyla saf bir keyif. En sevdiğim bölüm, kanopi virajından çıkıp tepeyi aşarak göle inen kısım. Zamanlaması öyle ki, araç tepeye çıkarken hafifleyip hemen ardından yüzde 10’luk bir sıkışma yaşıyorsunuz ve oradan sonra zihninizin hızlı Esses bölümüne odaklanması gerekiyor. Bence taraftarların simülatörde, bilgisayar oyunlarında ve umarım büyük abiler yani F1 pilotlarının kendilerinde yankı bulacak virajlar bunlar.” dedi.

Eski bir F1 pilotu ve Le Mans 24 Saat galibi olan Wurz, üst düzey bir pistin neye ihtiyaç duyduğunu ve iyi bir yarış için hangi unsurların gerektiğini çok iyi biliyor.

Wurz, bir pist düzeninin sollamayı garanti edebileceğini düşünmenin saflık olduğunu söylüyor; çünkü sollamayı araç kuralları, o günkü lastik aşınması düzeyi gibi ayrıntılar ve hatta öndeki pilotun sıralama turlarında hata yapıp yapmadığı bile etkiliyor.

Ona göre önemli olan, pilotların birbiriyle “mücadele” etmesine izin veren bir pist üretmek ve bu da ancak virajların nasıl sıralandığıyla mümkün.

Wurz, “1, 2 ve 3. virajlarda geniş açık virajlar var; yani saldır, savun, saldır, savun. Çok fazla savunursam geçilebilirim ya da o kadar yavaşlarım ki arkamdaki yaklaşır. Yani mücadeleyi başlatıyor. En çok sollamanın nerede olacağı ise dürüst olmak gerekirse rastgele. Lastik üreticisine ve o gün lastiklerin ne kadar aşınacağına bağlı. Ama bu, pilotlar ve motosikletçiler için bir pist. Sollama ve mücadele için yapıldı ve bence bütün bu kutuları dolduracak.” dedi.

Wurz, tasarladığı pistin yalnızca mücadele için değil, pilotların keyif alacağı bir zorluk olarak da iyi olacağına inanıyor.

Wurz, “Bence yarış için olduğu kadar pilotlar için de harika bir pist olacak. İnsanlar karşılaştırma yapmayı seviyor, ben pek sevmem ama kırmızı şarapta nasıl böğürtlen ve meşe aromalarından söz ediyorsak, pistlerde de aynısını yapabiliriz. Bazı bölümlerini inişler çıkışlar, hız ve akıcılık nedeniyle Spa’ya benzetebilirsiniz. Elbette Suzuka da her pilotun favorilerinden biri ve onunla da benzer aromalar var. Ama hepsi özgün ve arazinin yapısına özgü; akıcı, hızlı ama tabii ki sert fren bölgeleri de var.” dedi.

Üst düzey pistlerin neredeyse tamamında ortak olan önemli unsurlardan biri yükseklik farkı. Ruanda pistinin 197 metrelik yükseklik farkı, düzlükleri bile görkemli kılacak nitelikte ve bu, The Race’in sonradan daha fazla görsel hazırladığı ilk çizimden anlaşılmıyordu.

Örneğin görsellerde hiç görünmeyen arka düzlük aşağı doğru iniyor, ardından yeniden yükselerek sert bir fren bölgesine girmeden önce gerçek bir sıkışma yaşatıyor.

Karmaşık fren bölgeleri de inşa ediliyor. Wurz, “Çizimde uzun düzlüğü pek göremezsiniz, firketeleri de göremezsiniz.” diyor.

Pilotların işleri yanlış yapma riskini artıran, fren ve dönüşün birleştiği dar virajlar için özel bir çaba harcanmış. Bu da arkadan gelen pilota saldırma fırsatı veriyor.

Wurz, “Asıl zorlayıcı olan, güçleri birleştirmek; yani frenlemeyi ve dönüşü birleştirip dört lastik yüzeyini de doğru kayma açısında en iyi şekilde kullanmak. Saatte 300 kilometreyle gelip 80 ya da 100 kilometreye kadar yavaşladığınız, uzun birleşik fazları olan bu virajlar gerçek ‘dalış’ hamlelerinin yapılabileceği yerler. Böyle üç virajımız var. Bence bunlar sinsi sollamaların yaşanacağı yerler olacak. Savunmaya başlarsanız bir sonraki düzlükte üç buçuk, dört onda saniye kaybedersiniz ve bu mücadeleyi tetikler. Sollama olmasa bile mücadeleyi tetiklemek, birinin geldiği anlamına gelir. Bence en azından müthiş bir mücadele başlatmalı.” dedi.

Wurz, düzen için pek çok pilot arkadaşından fikir aldığını ve geri bildirimlerin olumlu olduğunu söylüyor.

Danıştığı isimleri açıklamasa da, toplamda 12 FIA dünya şampiyonluğuna sahip pilotların sürece dahil olduğunu belirtiyor. Grand Prix Pilotlar Derneği başkanı olduğu düşünülürse, bu şampiyonlukların bir kısmının F1’den olması muhtemel.

Wurz, bir düzeni iyi bir pilot pisti yapmak için pilotların fikir vermesinin şart olduğunu düşünüyor.

Wurz, “Çağımızın en büyük şampiyonlarıyla neredeyse her gün temastayım, o yüzden onlara pistleri gösteriyorum. Virajların hangilerinin ödüllendirici, hangilerinin olmadığı konusunda söylediklerini dinliyorum. Her zaman birkaç ipucu veriyorlar ama temel düzeni gören biri bana şu mesajı yazdı: ‘Bu, bütün pilotların anında favorisi olacak klasik pistlerden biri olacak.’ Umarım öyle olur, çünkü çok emek verdik!” dedi.

Pistin pilotların karşılaştığı zorluk düşünülerek nasıl şekillendirildiğinin en iyi örneği, turun sonundaki Esses bölümü.

Suzuka’daki Esses’e benzeyen ama onun birebir kopyası olmayan bu bölümün, fazla saldıran açgözlü pilotları cezalandıracağını söyleyen Wurz, şöyle konuştu:

Wurz, “Bir unsuru yanlış yaparsanız sonraki beş altı viraj bozulur. Bu, beyniniz için kaos, ama başarırsanız keyif. Gölün çevresinden, yalnızca orman ve pistin olduğu çok güzel bir viraj olan orman virajından çıkıyorsunuz, sonra bir tepeyi aşıp çift sağ virajın içine giriyorsunuz. Burada midenizdeki kalkış hissi, viraj tepe noktasındaki sıkışmayı yakalamak için kusursuz zamanlanmalı. Bu andan sonra direksiyon, gaz ve fren, yani araçta yaptığınız her hareket önemli. Virajların hiçbiri tam gazla alınmıyor. Hepsi ya sadece bir vites küçültme ya da hafif bir frene dokunuş gerektiriyor. Birinden diğerine akmanız lazım. Küçük bir hata yaparsanız, tasarım gereği açgözlülük sizi cezalandırıyor. Pilotlar için çok güzel, çünkü biraz kendinizi tutmanız gerekiyor ama aşmak da istiyorsunuz. Yarım metre fazla açık kayarsanız 0,15 saniye zaten gitmiş oluyor; kendinize karşı dürüst olmak zorundasınız. Bu bir tür zihin oyunu.” dedi.

Wurz, “Suzuka bunu çok iyi yapıyor. Bu yüzden bütün pilotlar orayı seviyor. Umarım biz de büyük pistlerle aynı kategoriye girebiliriz.” diye ekledi.

İlgili haber: F1’in yeni Ruanda pistini gezdik: Öğrendiğimiz her şey

Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/what-one-image-cant-show-you-about-rwanda-f1-track/

503400 Puan
Yazarın Profili

Türkçe F1 ve Motor sporları haberlerini en hızlı hazırlayan TRF1.net editörü.