Pascal Wehrlein, 2025-26 Formula E sezonunun nefes kesen finalinde zafere ulaşarak, seride iki kez şampiyonluk yaşayan ikinci pilot olmayı başardı. Bu başarı, Formula 3 sonrası tek koltuklu serilerden kısa süreli bir uzaklaşmanın ardından DTM’i Formula 1’e geçiş için bir basamak olarak kullanan Wehrlein’ın sıra dışı kariyer yolculuğunu sürdürüyor.
Tarihte alternatif bir senaryo, Wehrlein’ın Mercedes’in hibrit çağındaki zirvesinde takımın Formula 1 pilotu olmasını içeriyordu. Ancak olaylar bu şekilde gelişmedi.
Wehrlein’ın iki yıl önce ilk Formula E şampiyonluğunu ilan ettiği dönemde yayımlanan bir köşe yazısının güncellenmiş versiyonunda, Ben Anderson, Wehrlein’ın önce Mercedes pilot havuzundan, ardından da Formula 1’den nasıl dışarıda kaldığını anlatıyor.
Pascal Wehrlein’ın kısa süren Formula 1 kariyerinin sonu, Force India’nın 2017 sezonu için Mercedes’in genç pilotları arasından Esteban Ocon’u tercih etmesiyle geldi.
O dönemde Ocon ve Wehrlein, Manor-Mercedes’te takım arkadaşıydı. Wehrlein, Mercedes programına Ocon’dan bir yıl önce katılmış, 21. yaş gününden bir gün önce DTM tarihinin en genç şampiyonu olmuş ve Formula 1’de yarım sezondan fazla yarışmıştı. İki isim de 2015’te Force India için test sürüşü yapmıştı.
Ancak takım, Ocon ile daha iyi bir uyum yakaladı ve Renault’ya geçen Nico Hulkenberg’in yerine onu tercih etti. Takım içi iletişim ve çevresindekilerle bağ kurma gibi karakter özellikleri, Wehrlein’ın Formula 1 kariyerinin gidişatında belirleyici oldu; tıpkı Formula E’deki ilk yıllarında olduğu gibi.

Wehrlein’ın Formula 1’deki yeteneği tartışmasızdı: 2016’da Manor aracıyla sıralama turlarında Q1’den çıkmak için attığı turlar dikkat çekiciydi. Ancak yetenek, başarı için yeterli değil; kariyer ivmesi de bir o kadar önemli ve kolayca kaybedilebiliyor.
Mercedes, Wehrlein’ın Formula 1 seviyesinde fazlasıyla iyi olduğunu düşünüyordu; ancak onu fabrika takımına doğrudan taşımayı gerektirecek kadar olağanüstü görmüyordu. Ocon da benzer bir konumdaydı.
Mercedes, Wehrlein’ı Sauber’e yerleştirdi ve burada iyi bir performans sergiledi. Ancak yeni takım patronu Fred Vasseur, Ferrari ile iş birliği kurarak Charles Leclerc gibi yeni bir jenerasyon yeteneğini takıma getirirken, Marcus Ericsson’ın İsveçli destekçilerinin de takıma olan yatırımı devam ediyordu. Bu nedenle, takımdan ayrılacak ismin Wehrlein olması kaçınılmazdı.
Wehrlein, Formula 1’de Leclerc seviyesinde bir pilot olmasa da, Ocon ile aynı düzeydeydi. Farklı bir senaryoda, bir Grand Prix galibiyeti alabilir ve bugün hâlâ gridde koltuk mücadelesi veriyor olabilirdi.
Formula 1’de yeri olan, ancak vazgeçilmez görülmeyen bir pilotun hayatı böyle. Wehrlein’ın, Formula 1 dışındaki geniş motor sporları dünyasını yeniden keşfetmesi ve burada başarıya ulaşması ise kendi hanesine yazılan önemli bir artı olarak öne çıkıyor.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/how-wehrlein-was-squeezed-out-of-all-his-f1-chances/

