Formula 1’in en sevilen pistlerinden biri olan ve özellikle ikonik 8. virajıyla pilotların favorileri arasında yer alan İstanbul Park, geçmişte F1 takviminde kalıcı bir yer edinememişti. 2005 yılında büyük bir heyecanla takvime dahil edilen Türkiye Grand Prix’si, 2011 sezonunun ardından takvimden çıkarılmıştı.
Yarış organizatörleri yüksek ev sahipliği ücretleri karşısında geri adım atarken, hükümet de organizasyona mali destek vermek istememiş, dönemin F1 patronu Bernie Ecclestone ise yetersiz tanıtım nedeniyle düşük seyirci katılımından memnun kalmamıştı.
Türkiye GP, Covid-19 pandemisi döneminde 2020 ve 2021 yıllarında kısa süreliğine takvime dönse de, sonrasında yeniden arka planda kaldı.
Günümüze gelindiğinde ise, beş yıllık anlaşmayla 2027’de takvime geri dönecek olan İstanbul Park’ta durumlar tamamen değişmiş durumda ve bu gelişme pist için yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.
Bir unsur ise sabit kalıyor: pistin mevcut konfigürasyonu korunacak.
Ancak organizatörler, pek çok alanda büyük değişiklikler ve iyileştirmeler planlıyor.
The Race’e konuşan Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) Başkanı Eren Üçlertoprağı, yapılan çalışmaları ve organizatörlerin neden bu kez uzun vadeli başarıya inandıklarını anlattı.
Padok Modernizasyonu
Padok ve pit kompleksi, kapasiteyi artırmak ve modernize etmek amacıyla şimdiden yenilenmeye başladı.
Üçlertoprağı, “Padoku genişletiyoruz, böylece kapasite iki katına çıkacak. Altyapı ise baştan sona yenilenecek; yarış kontrol merkezinden başlayıp çevre yollarına kadar uzanacak,” ifadelerini kullandı.
Öncelikli hedeflerden biri, seyirci deneyimini geliştirmek. Bu kapsamda olabildiğince çok tribünün üzeri kapatılmaya çalışılırken, geniş taraftar alanları da planlanıyor.
Kurumsal misafir ağırlama konusunda da önemli adımlar atılıyor. F1’in son yıllarda çok daha fazla önem verdiği bu alanda, özellikle meşhur 8. virajda üst düzey misafir ağırlama imkanları sunulacak.
Üçlertoprağı, “Özellikle ünlü 8. virajımızda yüksek kalitede ek misafir ağırlama seçenekleri üzerinde çalışıyoruz. Herkese en iyi deneyimi sunmak istiyoruz,” dedi.

Daha Kolay Ulaşım
İstanbul Park’ın şehir merkezine uzak konumu, geçmişte her gün giriş-çıkışlarda ciddi trafik sorunlarına yol açıyordu.
Yeniden takvime dönüşle birlikte, organizatörler seyircilere çok daha iyi bir ulaşım deneyimi sunmayı hedefliyor. Bu nedenle pist çevresinde ciddi altyapı çalışmaları yürütülüyor.
Üçlertoprağı, “Seyirci deneyimini ön planda tutmak istiyoruz ve bu trafik kontrolüyle başlıyor. Çevre yolları yeni baştan inşa edildi ve trafik akışını çok daha iyi hale getirdik,” dedi.
Kaygan Zemin Sorunu Tekrar Yaşanmayacak
Türkiye GP’nin 2020’deki dönüşü, pilotların aşırı kaygan pistte adeta buzda yarışıyormuş gibi mücadele etmesiyle dikkat çekmişti.
Bu durum, yarıştan kısa süre önce yapılan asfalt yenilemesiyle ortaya çıkan ve yeni asfaltın yüzeye çıkardığı yağlar nedeniyle yaşanmıştı.
2021’de ise su püskürtme yöntemiyle yüzey daha iyi hale getirilmiş ve sorun büyük ölçüde giderilmişti. Üçlertoprağı, bu kez benzer bir problem yaşanmayacağından emin.
“2020 yarışından kısa süre önce yapılan asfalt yenilemesini çok da onaylamamıştık. Yeni bir yüzeydi ve F1’den önce başka yarış yapılmamıştı. Şimdi mevcut yüzey korunacak. İstanbul Park’ta yılda 30 hafta boyunca pist etkinliği oluyor. Yenileme ve iyileştirmeler tamamlandığında, F1 öncesinde yine ulusal ve uluslararası yarışlara ev sahipliği yapacağız,” dedi.
Acele Dönüş Planı Yok
Türkiye GP’nin 2027’de takvime dönüşü, bu yıl Orta Doğu’daki bazı yarışların iptal edilmesi durumunda İstanbul Park’ın erken bir tarihte devreye girebileceği yönünde spekülasyonlara yol açtı.
Ancak Üçlertoprağı, acele bir dönüş planlarının olmadığını belirtti.
“Yarış düzenlemek istiyoruz ama tam anlamıyla hazır bir yarış, yeni sezon için eksiksiz bir organizasyon hedefliyoruz. FIA veya F1 ile 2026 için herhangi bir görüşmem ya da talebim olmadı. Bir zaman çizelgemiz var ve ona sadık kalmak istiyorum,” dedi.
Katar ve Abu Dabi yarışlarının yapılamaması durumunda, sezon finali için Imola pistinin F1’in B Planı olarak öne çıktığı belirtildi.
Daha Güvenceli Bir Gelecek
Türkiye Grand Prix’sinin geçmişe kıyasla en büyük farkı, artık çok daha doğrudan bir devlet desteğine sahip olması.
Önceki yıllarda Türk hükümeti, yarışın ev sahipliği ücretlerine katkı sağlamamış ve organizasyonun yalnızca özel şirketler tarafından yürütülmesini tercih etmişti.
Şimdi ise devlet öncülüğünde 30 yıllık bir ihale süreciyle, Can Holdings ve TOSFED’in de yer aldığı bir kamu-özel sektör ortaklığı kuruldu.
Üçlertoprağı, bu yapının Türkiye GP’ye geçmişe kıyasla çok daha sağlam bir temel kazandırdığını ve uzun vadeli yatırımlar için fırsat yarattığını vurguladı.
“İlk kez devletimizden büyük destek alıyoruz ve bu kez yarış tamamen devlet tarafından destekleniyor. TOSFED olarak sportif tarafta her zaman başarılı olduk, şimdi ise organizatör olarak ticari tarafta da disiplin ve uzmanlığımızı ortaya koyacağız,” dedi.
Üçlertoprağı ayrıca, “Geçmişte pist özel bir şirket tarafından yönetiliyordu ve öncelikleri spor, seyirci ya da F1 değildi. Bu nedenle seyirci deneyimiyle ilgili sıkıntılar yaşadık,” ifadelerini kullandı.
Kaynak: The Race // https://www.the-race.com/formula-1/inside-turkeys-massive-f1-return-revamp/
